menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yeşermeyen Yerde Durmak

7 0
23.07.2026

Bir yol düşünelim. Tek bir yol. Dönemeci yok, çatalı yok ya yürünür ya durulur. Ağaçların kemer kurduğu, ışığın ucundan sızdığı bir yol. Yürüyen biri var ne acele ediyor ne duruyor. Sadece yürüyor. Arkasında bıraktığı yer, önünde bekleyen ışık.

Ve içimizden bir soru değil, bir gerçek geçiyor: Buralar bizimle yeşermeliydi.

Biz zaten topraktan yaratıldık. Ama toprakta kalmadık. İçimize üflenen o nefes, bizi sıradan bir avuç topraktan çıkardı artık taşıyan değil, taşıyıcı olduk; beklenen değil, yeşerten olduk.

Bu yüzden mesele bizim bir yere uyup uymamamız değildir. Mesele, o yerin bizimle birlikte yeşerip yeşermemesidir. Ve bir yer bizimle yeşermiyorsa, bu bazen bizim eksikliğimiz değil o yerin, taşıdığımızı almaya henüz hazır olmayışıdır.

Bir yerde dururuz, çalışırız, bekleriz, dua ederiz ama o toprak bizimle birlikte büyümez. O zaman insanın ilk refleksi bellidir: "Bu yer kötüymüş." Ya da: "Bu yol yanlışmış." Oysa yol yanlış değildir. Yol tektir, hep aynı yerden geçer, hep aynı ışığa çıkar. Yanlış olan, bazen bizim o yerde ne kadar kalacağımızı bilmeyişimizdir.

Bu, bir suçlama sebebi değildir. Ne kendimize, ne yere,ne yola.

إِنَّ اللَّهَ لَا يُغَيِّرُ مَا بِقَوْمٍ حَتَّىٰ يُغَيِّرُوا مَا بِأَنفُسِهِمْ

"Bir toplum kendini değiştirmedikçe, Allah onların durumunu değiştirmez." (Ra'd, 11)

Bu ayet çoğu zaman "sizde bir eksiklik var, onu değiştirin" diye okunur. Ama bir de şöyle okunabilir: biz değiştirmeye, yeşertmeye geldik eğer bir yer kendi tarafını değiştirmiyorsa, bizim getirdiğimiz yeşillik orada tutunamaz. Bu bizim suçumuz değildir. Yürümeye devam ederiz, çünkü ışık hiç yerini değiştirmemiştir.

Ama biz genelde tam tersini yaparız. Yeşermeyince önce kendimizi........

© Habername