FERAĞ ARTÇI
Adam o gün otuz yıldır her sabah arabayla geçtiği sokakları ilk kez yürüyerek görür.
Şehir tanıdıktır ama yabancıdır. Eski apartmanların yerinde yenileri yükselir; iskelelere asılı pankartlarda hep aynı söz yazar: “Depreme dayanıklı.” Köşedeki emlakçının camında bir kira ilanı durur. Rakam, adamın emekli maaşını geçer. Altına elle eklenmiştir: “Pazarlık yapılmaz.”
Bir apartmanın girişinde rüzgâr bir kapıyı çarpar.
Sokaktaki herkes irkilir. Fırının önündeki çırak, okul çantalı çocuk, bastonlu yaşlı kadın, adam da. Bir an kimse kıpırdamaz. Sonra herkes, utanmış gibi, yoluna devam eder.
Dört yıla yakın zaman geçmiştir. Beden o geceyi unutmamıştır.
O gece on bir ilde elli binden fazla can gitti. Ardından aylarca yer sallanıp durdu. Zihinlerimiz her an tetikteydi; bir kamyon geçse, bir kapı kapansa irkildik. Ayakkabılarımızı kapının yanında, el fenerimizi yastığımızın altında tuttuk.
O günlerde dualarımız da başkaydı. Çadırlarda kılınan namazlarda secdeler uzadı. Tevbeler edildi, ağlayarak şükredildi. Bir dilim ekmek ikiye bölündü; kimse kimseye kim olduğunu sormadı.
Azıcık kendimize gelseydik eğer...
Akıllansaydık eğer, bugün bu on bir il dünyanın en ama en mütedeyyin illeri olurdu. Allah’tan en çok korkan, en çok şükreden; kalbi Allah’ın dışında hiçbir yere bağlı olmayan iller.
Gün geçtikçe daha zalim olduk. Yaşamayı kendimizden bildik. Kaybettiklerimizi yerine koymak için herkesi ezmeyi kendimize hak bildik.
Yerin artçılarını sismograflar kaydetti; bizimkileri gazeteler.
Dört gün sonra enkazın altından hâlâ ses geliyordu. Biz battaniyeye, uyku tulumuna, bebek mamasına zam yapıyorduk. Aynı gün Ticaret Bakanlığı, fahiş fiyat uygulayan üç yüz elli üç firmaya ceza kesildiğini açıkladı.
Aynı günlerde Adana’da bir yol üstü tesisinde, deprem bölgesinden çıkana da oraya yardım taşıyana da bir tas çorbayı fahiş fiyata sattık.
İkinci hafta, depremzedenin sığındığı Mersin’de, Ankara’da, Elazığ’da kiralar yüzde elliden fazla arttı. İlanların altına “yıllık peşin” diye ekledik. Ankara’da emlakçılar odasının başkanı bile “Bu fırsatçılıktır” dedi.
Evini boşaltmak zorunda kalanın eşyasını dört katı fiyata taşıdık: Şehir içi bir taşıma beş bin liradan yirmi bin liraya kadar çıktı. Valilikler nakliyeye tavan fiyat koydu.
İkinci ayın sonunda Hatay’da, Kahramanmaraş’ta, Malatya’da kiralar iki katına yaklaşmıştı.........
