menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

ŞANGALA : Çığlık atmayan gözlerin olduğu yer.

11 0
05.05.2026

Çığlık atmayan gözlerin olduğu yer.

Okullar kapandı. Kampüs sustu.

Yatılı çocukların büyük çoğunluğu evlerine gitti. Ama bir kısmı gidemedi. Köyleri uzak, yol parası yok. Onlar hâlâ burada. Tatil onlar için tatil değil, sadece sesin kesildiği, yalnızlığın daha belirginleştiği günler. Kampüste gidecek yeri olmayan çocuklar kaldı. Onların dramı ayrı bir yazıyı hak ediyor. Şimdilik sadece bilmenizi istiyorum.

Ben de kaldım. Ama benim kalışımın ayrı bir rengi vardı. Türkiye'den bir iyilik gönüllüsü gelecek. Necati Yardım. Soyadıyla müsemma. Deniz Feneri Derneği Ankara Şubesi adına ilk yardım dağıtımını birlikte yapacağız. İlk yardımımı yapacak, insanlara dokunacak, gördüğümü anlamlandıracağım. Romantik bir hayal kurduğumun henüz farkında değilim.

Kampüs bana steril bir alan sunuyordu. Hayatın dışında, kontrollü, düzenli. İçimde bir şey kıpırdıyordu, Buhoodle zaten bütün algımı sarsmıştı ama hâlâ bir şey eksikti. Gerçek hayatın içine girmek istiyordum. Akan ve soluk alan hayatı yerinde görmek.

Sharmarke dedi ki: "Yakında bir kamp var. Şangala."Beş altı kilometre. Yardımı bu kampa yapmayı düşünüyoruz dedi. Tereddütsüz gidelim dedim. Bu birazda fizibilite gibi olacak.

Aracımızla hareket ettik. Arkada yoğun bir toz bulutu bırakarak ilerliyoruz. Aracımız bir uçtan bir uca halat çekilmiş bariyerde durduk. Uzun namlulu silahıyla bir adam, pantolon kamuflaj, üst rengi çoktan kaybolmuş bir atlet, üstüne askerîyle sivil arası bir ceket. Güvenlik görevlisi demeliyim galiba. Halatı yere bıraktı. Geçtik. O an fark etmedim. Ama aslında bir yerden başka bir yere değil, bir zihinden başka bir zihne geçiyordum. Orada yol kesilmedi. Alıştığım dünya kesildi.

Kafamda bir kamp şablonu vardı. Televizyondan, ekranlardan yıllarca pekişmiş bir şablon. Yoksulluk var ama bir düzen de var. BM'nin dokunuşu, ortak su kuyusu, yetersiz de olsa bir sağlık çadırı. Bir çadır bile çadırdır, en azından tanıdıktır.

Araç ilerledi. Toz kalktı. Şablon paramparça oldu. Burası başka bir zaman boyutuydu. Barınaklar çadıra benzemiyordu. Hiçbir şeye benzemiyordu. Çalı, çırpı, dal, naylon parçası, karton, bez, eller ne bulduysa tutturmuş. Kurulmuş ama tamamlanmamış. Örtülmüş ama korunmamış. Gölgelik gibi. Piknikte yarım saatte kurulacak geçici gölgelik. Ama o gölgelik bir evdi.

Her........

© Habername