BIRAKAMAYACAĞINI SANDIĞIN ŞEYLER
Bir Ekonomik ve Varoluşsal Muhasebe
Dağlar yerinde duruyor.
Denizler kabuğunu aşmıyor.
Şehirler boşluğa düşmüyor.
Dünya kendi merkezi enerjisiyle tutuyor üzerindekileri. İç çekim kaybolsa, sistem dağılır.
Yeryüzü sadece yer çekimiyle ayakta durmaz. Bir de vicdanın görünmez çekimi vardır.
Bu dünya sekiz milyar insanın dünyası.
Ama isimler değişse de arzu değişmez:
İnsan sahip olmak ister.
Sahip olduğumuzu düşündüğümüz şeyler bizi sakinleştirir. "Benim" dediğimiz her şey, kalıcılık hissini büyütür. Sonra korku başlar.
Sahiplik arttıkça huzur artmaz.
Kaybetme korkusu artar.
Çünkü içten içe biliriz:
Bırakacağız. Ama yaşarken buna uygun yaşamayız.
Sahiplik ile geçicilik aynı kalpte uzun süre barınmaz. Biri büyürse diğeri küçülür.
İşte asıl çürüme burada başlar.
Sorun bilmemek değil.
Sorun bu bilgiyi hayatın merkezine yerleştirememek.
Ramazan tam burada devreye girer.
Namaz, zamanın askıya alınmasıdır.
Oruç, arzunun askıya........
