menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

HERKES HAKLI, PEKİ HAKİKAT NEREDE ?

6 0
thursday

İnsan bazen hakikati bilmediği için değil, bildiği hakikatin gerektirdiği bedeli ödemeye cesaret edemediği için yanılır.

Çünkü doğruyu görmek başka, o doğrunun kendi menfaatlerimize, alışkanlıklarımıza ve yıllarca savunduğumuz düşüncelere karşı durduğu yerde onu kabul edebilmek bambaşka bir meseledir.

Bugün herkesin anlatacak bir hikâyesi, savunacak bir gerekçesi ve haklı çıkmak için gösterecek bir yarası var.

Peki herkes haklıysa, haksızlıklar kimin eseri?

Belki de çağımızın en büyük ahlaki çelişkilerinden biri burada başlıyor. İnsanlar adalet istiyor fakat çoğu zaman adil olmanın kendi üzerlerine düşen sorumluluğuyla yüzleşmek istemiyor.

Oysa adalet, yalnızca bize yapılan yanlışları görmekle değil, kendi yanlışlarımızı da aynı ölçüyle değerlendirebilmekle mümkün.

İnsan zihni sanıldığı kadar tarafsız değil. Psikolojide doğrulama yanlılığı olarak tanımlanan eğilim, kişinin mevcut inançlarını destekleyen bilgileri daha kolay benimsemesine yol açabiliyor.

Fakat mesele yalnızca zihinsel bir yanılgıdan ibaret değil. Bazen insan gerçeği bütün açıklığıyla gördüğü hâlde susmayı tercih ediyor. Çünkü kabul ettiği bir yanlış, yıllardır yanında durduğu bir insanı sorgulamasını, savunduğu düşünceden vazgeçmesini, hatta kendi geçmişiyle yüzleşmesini gerektirebilir.

İşte o noktada hakikat, zihinsel bir arayış olmaktan çıkıp ahlaki bir cesaret meselesine dönüşür.

İnsanın asıl imtihanı, doğruyu bilip bilmemesinde değil; doğru kendi aleyhine döndüğünde nerede durduğunda saklıdır.

Bugün toplumsal ilişkilerimizde de benzer bir çelişkiyle karşılaşıyoruz. İnsanları söylediklerinin doğruluğuyla değil, ait........

© Haberler