Dijitalde Mükemmel Annelik
Sosyal medya akışınızda gezinirken hiç kendinizi başkasının hayatına bakıp derin bir nefes alırken buldunuz mu? Özellikle de ebeveynseniz… Kusursuz dekore edilmiş evler, sürekli tebessüm eden çocuklar, dünyanın dört bir yanını gezen “dijital anneler” ve onların ekranın arkasından bizlere sunduğu o pürüzsüz hayatlar.
Peki, ekranı kapattığımızda elimizde kalan ne? Ne yazık ki çoğunlukla derin bir yetersizlik hissi ve kaçınılmaz bir kıyaslama baskısı.
Bugün dijital dünya, annelik deneyimini bir dayanışma ve paylaşım alanı olmaktan çıkarıp, adeta her anı puanlanan bir “yetkinlik yarışına” dönüştürmüş durumda. “Çocuk neden hâlen bez kullanıyor?”, “Zekâ genetik midir, eğitimle mi gelişir?” ya da “Sıvı gıdaya ne zaman geçilmeli?” gibi en basit tartışmalar bile bir anda annelerin birbirini “cahillik” veya “çok bilmişlikle” suçladığı bir otorite savaşına evriliyor. Oysa unuttuğumuz çok temel bir gerçek var: Her çocuğun hikâyesi de her annenin gerçeği de benzersizdir.
Kıskançlığın Anatomiği
Peki, bu dijital kıskançlığın ve öfkenin kaynağı ne?........
