Adalet Bizim Lehimize İşlediğinde Değil, Herkese Eşit Olduğunda Adalettir
“Kurt kuzuya saldırırken sessiz kalan, kurdun tarafını tutmuş sayılır.”
Haksızlıklar karşısında susmamak ve adaletli olmak, ilişkilerimizde, toplumsal yaşamımızda ve vicdanımızda bize rehberlik eden en önemli değerlerden biridir.
İdeal bir adalet sistemi; şeffaf, tarafsız, herkese eşit ve insan haklarına saygılı olmalıdır.
Hukuk yalnızca kural koyan değil, aynı zamanda güven duygusu inşa eden bir mekanizmadır.
Peki ya adalet arayışının samimiyeti nerede gizlidir?
Kendimiz, ailemiz, akrabalarımız, partimiz ya da mensubu olduğumuz topluluk aleyhine bile olsa aynı adaleti isteyebiliyor muyuz?
“Benim kötüm bana iyidir” demeden hakkı savunabiliyor muyuz?
Eğer cevabımız hayırsa, adalet söylemimiz eksiktir; belki de sadece çıkarlarımızla sınırlı bir beklentiden ibarettir.
Mevlânâ’nın dediği gibi:
Adalet, her şeyi yerli yerine koymaktır.
Kur’an-ı Kerim’de de adalet temel bir ilke olarak güçlü biçimde vurgulanır. Maide Suresi 8. ayette şöyle buyrulur:
Ey iman edenler! Adil şahitler olarak hakkı ayakta tutun. Bir topluluğa........
