menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Türk-İslam sentezi” ve “Türk-İslam ülküsü” ayrımı üzerinden 1980 sonrası Türk siyasetinin tahlili I

183 0
03.05.2026

Hitit Üniversitesi Öğretim Görevlisi ve Çorum Aydınlar Ocağı Başkanı Mevlüt Uyanık, Türk İslam sentezi ve Türk İslam ülküsü üzerinden 1980 sonrası Türk siyasetini değerlendirdiği yazısı…

1995 yılında göreve başladığım (Çorum) İlahiyat Fakültesi’nde kronolojik (genelde) felsefe tarihi özelde İslam Felsefesi Tarihi ve Türk Düşünce Tarihi derslerinde verili metinleri okuyup okutuyoruz. İnsanlığın birikimini (ahbarî hükümleri) sistematik ve bir problem merkezli okumalarımızı yazma/yorumlama sürecimizi  (inşaî) Türkistan-İç Asya-Türkiye/Ön Asya kültürel sürekliliği ve ilmî değerlendirmeler bağlamında yapıyoruz. 

Tarih Okumak ve Yaşadıklarımızı Yazarak Tarih Oluşumuna Katkı Yapmak

Türklerin İç Asya’daki yaşam alanlarını, dönemin ekonomi politik şartları bağlamında yaptıkları göç hareketlerini Anadolu’ya gelmelerini, burada buldukları kültürel birikimi de dikkate alarak Türkiye Cumhuriyeti’ni kurma süreçlerini toplumsallaşma ve kamusallaşma bağlamında inceliyoruz. Diğer bir ifadeyle ele geçirilen yerlerin kısa sürede yurt kılınıp “Türkeli” diye ilan edilme süreçlerini kamusallaşma  (kamusal alanın oluşması, ortak değerler ve kültürel miras etrafında birleşme) ve toplumsallaşma (farklı boy, soy ve toplulukların ortak bir kimlik altında bütünleşmesi) açısından incelemek ve güncellemek öncelikli hedefimiz.

Türkler göç yollarına göre baktığımız zaman Türk Aklının göçlerini, düşünce-yurt özdeşliğini (mahiyet) nasıl temellendirdiklerini, farklı isimlerle (hüviyet) kurdukları devletleri ve bunların etik-politik bir sistem üretme süreçlerini ve günümüze ne diyebileceği üzerinde durmaya çalışıyoruz. 

Bunu önemsiyoruz çünkü “Tarih/geçmiş ile günümüz arasında uyum kurma” çalışması için tarihi iyi bilmek ve günümüzün evrensel fikrî birikimi ışığında rasyonel bir şekilde incelemek, aynı zamanda Türkistan-Türkiye irtibatının “fikri topografya”sını çıkarmak demektir.

Pazar günü (05.4.2026) Oymaağaç bağevine gittik, dönüşte Karapürçek köyüne uğradık, çünkü her yıl leyleklerin gelişini konar göçerlik simgesi ve düşünce-yurt özdeşliği olarak görürüz, ömrünün yettiğince her yıl aynı mekana gelir, evini-barkını (bu terim üzerine ayrıntılı araştırma yapmak gerek) komşularını görür. Meryem, leylekler geldi Mevlüt ağada uçmaya başlar der.

25 Nisan Lefkoşa’da Türk Düşünce Tarihinde üzerinde durduğumuz Doğu Akdeniz ve Kıbrıs üzerinden eko-politik gelişmelere dair bir sunum yaptım. 04. Nisan Ankara’da Türk Felsefesini........

© Habererk