menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Avrupa Birliği’nin Geleceği ve Güvenlik Mimarisi

11 0
04.02.2026

Avrupa Birliği bugün yalnızca teknik bir entegrasyon projesi olarak değil, aynı zamanda derin bir kimlik ve yön tartışmasıyla karşı karşıya.

Kuruluş felsefesi liberal değerler, serbest ticaret ve hukukun üstünlüğü üzerine inşa edilen Birlik; güvenlik, jeopolitik ve güç siyaseti söz konusu olduğunda
muhafazakâr reflekslerle hareket etmek zorunda kalıyor. Bu ikili yapı, Avrupa’nın geleceğini belirleyen temel gerilim alanını oluşturuyor.

Avrupa fikrinin kökenleri sanıldığı gibi İkinci Dünya Savaşı sonrasına değil, Birinci Dünya Savaşı’nın hemen ertesine uzanır.

1920’lerde Richard von Coudenhove-Kalergi tarafından ortaya atılan Pan-Avrupa düşüncesi, kıtayı yıkıcı milliyetçiliklerden koruyacak üst bir siyasi ve kültürel birlik tahayyül ediyordu.

Bu vizyon liberal bir barış ideali taşırken, aynı zamanda Avrupa medeniyetini muhafaza etmeyi amaçlayan muhafazakâr bir damar da içeriyordu.
Ancak bu fikir, ortak bir fedakârlık anlatısı ve toplumsal taban oluşturamadığı için uzun süre entelektüel bir çerçeve olarak kaldı.

Bugünkü Avrupa Birliği, bu düşünsel mirasın kurumsallaşmış hâlidir.
Ne var ki kurumların varlığı, kendiliğinden bir ruh ve ortak kader duygusu yaratmaya yetmedi.

Avrupa’nın güvenlik tartışmaları tam da bu nedenle sürekli yarım kalıyor.
Avrupa ordusu fikri, teknik olarak mümkün görünse de, toplumsal ve tarihsel zeminde hâlâ karşılık bulmakta zorlanıyor.

Bu kırılganlık, ABD’de Donald Trump’ın iktidara gelmesiyle daha da görünür hâle geldi.

Trump döneminde........

© Habererk