menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Siyasetin Unutulan Sermayesi: İnsan

3 0
latest

Memleket yönetimine talip olanlar, elbette o ülkenin insanına da talip olmak zorundadır. Siyaset dediğimiz şey; makamdan, unvandan ya da tabeladan ibaret değildir. Siyaset, en başta insanla kurulan bağdır. O bağ güçlü değilse, geriye kalan her şey sadece bir görüntüden ibarettir.

Ancak sahada gördüğümüz tablo ne yazık ki bu hakikati doğrulamıyor. Siyasi parti ayrımı yapmadan söylüyorum: Bugün siyasette, emek vermeden, mücadele etmeden, adeta atanarak gelmiş ve bulunduğu koltuğa çivi çakmış il ve ilçe yöneticileri var. Bu kişiler, bulundukları makamı bir sorumluluk alanı olarak değil, bir konfor alanı olarak görüyor.

Çeşitli açılışlarda, toplantılarda sık sık karşılaşıyoruz. Dikkatten kaçmış istisnaları elbette ayırıyorum. Ama genel tablo şu: O partilerin genel başkanları, sizi az çok tanıyorsa 500 metreden ayağa kalkıyor, ilgi gösteriyor, “Hoş geldin” diyor, “Nerelerdesin?” diye soruyor. Yani insani bir temas kuruyor.

Ama gel gör ki; aynı partinin il ve ilçe yöneticileri için basit bir “merhaba” demek, bir “hoş geldin” ifadesi kullanmak adeta zulüm gibi geliyor. Görmezden geliyorlar. Yanından geçip gidiyorlar. Sanki orada bulunan insanlar birer rakamdan, birer figürden ibaretmiş gibi davranıyorlar.

Burada özellikle altını çizmek isterim: Bu yazının konusu şahsi olarak yaşadığım bir mesele değildir. Parti ayrımı gözetmeksizin yapılmış bir gözlemdir. İnsanlar bunu kendi aralarında konuşuyor, dile getiriyor. Duyduğunuzda çoğu zaman söyleyecek bir söz bulamıyorsunuz. İşte tam da bu yüzden, bu tür meselelerde birbirimizi uyarmak, yapıcı eleştirilerle doğruya yönlendirmekten kaçınmamak gerekir. Bu, siyasete zarar değil; aksine katkıdır.

Oysa siyasetin ana sermayesi insandır. İnsana değer vermeyen, insana temas etmeyen, insanı görmeyen bir anlayışın başarılı olması mümkün değildir. Bu yaklaşım sadece siyasi bir zafiyet değil; aynı zamanda ciddi bir karakter meselesidir.

Daha da önemlisi şudur: İnsana değer vermeyenlerin memleketi yönetmeye talip olduklarına da inanmıyorum. Çünkü memleket dediğiniz şey; sokaktan, mahalleden, selamdan, hatırdan, gönülden ibarettir. Bunlarla bağı kopmuş bir anlayışın ülke yönetimine talip olması, ancak kendi egosunu tatmin etme çabasından ibaret kalır.

Bugün bazıları için siyaset, millete hizmet etmenin aracı olmaktan çıkmış; kişisel tatminin, görünür olmanın ve küçük iktidar alanları oluşturmanın oyuncağı haline gelmiştir.

Oysa bu millet, samimiyeti de sahiciliği de çok iyi ayırt eder.

Ve günü geldiğinde, kimin insan için, kimin sadece kendisi için siyaset yaptığını da en net şekilde ortaya koyar.


© Habererk