Ölümden sonra kalan: iyi insan olabilmek
Aslında ölümle her şey bitmiyor. Belki de her şey tam o zaman başlıyor.
Bir insan öldüğünde geriye ne kalır?
Ne serveti kalır, Ne şöhreti, Ne makamı, Ne de alkışları…
Geriye sadece insanların onun hakkında söyledikleri kalır.
Bir insanın gerçek bilançosu, öldüğü gün açıklanır. Tabutunun arkasından yapılan konuşmalar, hayatının özetidir.
“İyi insandı” deniyorsa kazanmıştır. “Kimse hakkını helal etmiyor” deniyorsa, kaybetmiştir.
Servetle kazanılan bir itibar yoktur. Korkuyla kazanılan bir saygı yoktur. Güçle kazanılan bir sevgi yoktur.
Ama iyilikle kazanılan bir dua vardır. Ve o dua, insan öldükten sonra bile yaşamaya devam eder.
Hayatın En Sert Aynası: Ölümden Sonra Konuşulanlar
Son zamanlarda vefat eden bazı tanınmış isimlerin ardından yapılan paylaşımlar, aslında hepimize çok sert bir gerçeği hatırlattı.
İnsan hayattayken etrafında kalabalıklar olabilir. Ama öldüğünde gerçek kalabalık ortaya çıkar.
Cenazeye gelenler değil, Arkasından konuşulanlar önemlidir.
Çünkü ölüm, insanın maskesini düşürür. Gerçek karakteri, öldükten sonra ortaya çıkar.
Bu dünyada en ağır yüklerden biri kul hakkıdır.
Parayla ödenmez. Zamanla silinmez. Unutulsa bile bir yerde karşımıza çıkar.
Bu yüzden büyük olmak zengin olmak değildir. Büyük olmak, kimsenin ahını almadan yaşayabilmektir.
Tarihten ve Hayattan Örnekler
Tarih bize çok şey öğretir.
Mesela bugün dünyanın birçok yerinde Mustafa Kemal Atatürk anılmaya devam ediyor. Çünkü arkasında sadece bir devlet değil, minnet duyan bir millet bıraktı.
Neşet Ertaş öldüğünde milyonlar ağladı. Çünkü kimseyi kırmadan, kimseyi incitmeden yaşadı. Halkın gönlünde yer etti.
Cüneyt Arkın için insanlar sadece bir oyuncu demedi; “Vatanını seven, milletini seven adamdı” dedi.
Ama öyle insanlar da vardır ki, Servet bırakırlar ama dua bırakmazlar. Şöhret bırakırlar ama sevgi bırakmazlar. İmparatorluk kurarlar ama iyi bir insan olamazlar.
Ve zaman geçer, herkes unutulur ama iyi insanlar unutulmaz.
Mutluluk Almakta Değil, Vermektedir
Hayatın en büyük yanılgılarından biri şudur: İnsanlar mutlu olmayı almakta zanneder.
Daha çok para, Daha çok makam, Daha çok güç, Daha çok şöhret…
Oysa gerçek mutluluk vermektedir.
Bir insanın hayatına dokunmak, Birinin önünü açmak, Birinin duasını almak, Bir yetimin başını okşamak, Bir öğrencinin eğitimine destek olmak…
Bunlar parayla ölçülmez ama insanın gerçek serveti bunlardır.
Dünyada sevilen insanlar, Öldükten sonra da unutulmayan insanlardır.
Demek ki mesele almak değil; Vermek, üretmek, faydalı olmakmış.
Belki de insanın kendine hayatta soracağı en önemli soru şudur:
Bir gün biz de öldüğümüzde, Arkamızdan ne söylenecek?
“İyi insandı” mı… Yoksa “Hakkımı helal etmiyorum” mu?
İşte bütün mesele burada.
İnsan bu dünyaya iz bırakmak için değil, İyi iz bırakmak için gelmiştir.
Çünkü mezar taşında ne yazdığı değil, İnsanların kalbinde ne yazdığı önemlidir.
Ve hayatta belki de en büyük başarı şudur:
Zengin ölmek değil, İyi insan olarak hatırlanmak.
