Nevruz, Gerçekler ve Gözlerimizi Kapatarak Kurduğumuz Hayaller
Nevruz evet, Türk’ün bayramının adıdır. Bunu sadece biz söylemiyoruz; Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin bile “Türk dünyasının Nevruz Bayramı’nı kutluyorum” diye mesaj yayınladı. Orta Asya’ya gittiğinizde görürsünüz; Ramazan Bayramı’ndan, Kurban Bayramı’ndan, yılbaşından bile daha coşkulu kutlanan, en az bir hafta tatil verilen büyük bir bayramdır Nevruz.
Ancak bizim ülkemizde uzun yıllar boyunca PKK ve bölücü örgütlerin istismar ettiği bir gün haline getirildiği için, Türkiye’de birçok insan bunun bir Kürt bayramı olduğunu zannetti. Her yıl isyan provalarıyla, terör örgütünün propagandalarıyla, terör güzellemeleriyle, Türk devletine meydan okumalarla geçen sayısız Nevruz hatırlıyoruz.
Bugün MHP Genel Başkan Yardımcısı Fethi Yıldız bir açıklama yaptı. Açıklamasında, “Her sene Nevruz Bayramı’nda kardeş kavgası olacak diye elimiz yüreğimizdeydi, bu sene kardeş kardeş birlikte kutladık” dedi. Evet, keşke öyle olsaydı. Keşke gerçekten öyle olsaydı.
Ama gerçekler gözümüzün önündeyken, gözümüzü kapatarak hayal ettiğimiz bir bayramdan bahsediyorsak, bu doğru değildir. Türk milletini yanıltmak büyük günahlar arasındadır.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulduğu yıllarda ve Osmanlı döneminde Kürt isyanlarından sonra nüfus hareketleri sonucu devlet bazı şehir ve ilçelere isyan bölgelerinden nüfus yerleştirmiştir. Konya’nın bazı ilçeleri, Samsun’un bazı ilçeleri buna örnek gösterilebilir. Bu işleri bilen, bu tarihi bilen herkes o bölgelerde yaşayan insanlar için “bizim Kürtler” derdi.
Ama dün “bizim Kürtler” dediğimiz insanlar bile PKK’nın çaputlarıyla, terör örgütünün başı bebek katili Apo’nun posterleriyle yapılan Nevruz görüntülerinden hiçbir farkı olmayan görüntüler ortaya koydular. Devlete meydan okuma vardı. Türk bayrağını küçümseme vardı. Bu görüntüleri görüp de mutlu olabileceklerini zannetmiyorum Fethi Yıldız ve onun gibi düşünenlerin.
Demek ki bu mide bulandırıcı hadiselere gözlerini kapatıp, muhayyel yani hayal ettikleri bir bayramdan bahsetmişler açıklamalarında.
Bundan önceki makalemde Sayın Devlet Bahçeli’nin Muhsin Yazıcıoğlu’nun kabrini ziyaret etmesini olumlu karşılayan bir yazı kaleme almıştım. Orada da şunu söylemiştim: Devlet Bahçeli iyi bir vatanseverdir, hain olamaz. Bizden bir farkı yoktur. Ancak çözümlerde, metotlarda ve usullerde anlaşamıyoruz. Bu anlamda kendime İYİ Parti ve lideri Musavat Dervişoğlu’nu daha yakın gördüğümü yazmıştım.
Şimdi aynı şeyi Fethi Yıldız için de söyleyebilirim. Asla vatan haini olamaz, istese de olamaz. Ama gaflet ile delalet arasında hangisinde geziniyor, bunu zaman gösterecek.
Yaptıkları işlerin sonuçları ortaya çıktığında, biz desek de demesek de insanlar onları ya büyük vatansever olarak anacak ya da büyük hataların sorumlusu olarak anacak.
Ama aslında kişilerin nasıl anılacağının da çok bir önemi yoktur.
Eğer bu süreçlerin sonunda bu güzel vatandan bir taş parçası bile kaybedersek, neyin doğru neyin yanlış olduğunun tartışmasının da bir anlamı kalmaz.
Bizim kaygımız, derdimiz, meselemiz kişiler değil; vatandır, devlettir, millettir. Bizim meselemiz budur.
