Enerji Tesislerine Vurmak Savaş Değil, Bütün Dünya Ülkelerinin Hayat Damarını Kesmektir
Dünyada savaşların şekli değişti. Eskiden savaş denince akla cephe gelirdi, asker gelirdi, tank gelirdi, tüfek gelirdi. Şimdi ise savaşlar cephede başlamıyor, enerji tesislerinde başlıyor. Petrol rafinerileri, doğalgaz hatları, elektrik santralleri vuruluyor. Çünkü modern dünyada bir ülkenin gücü sadece ordusuyla ölçülmüyor. Bir ülkenin gerçek gücü enerjisidir. Enerji varsa hayat vardır, enerji yoksa hayat durur. Elektrik olmazsa hastaneler çalışmaz, su arıtma çalışmaz, fabrikalar üretim yapamaz, ulaşım durur, internet durur, bankalar durur. Yani enerji tesisini vurmak aslında bir ülkenin ordusunu değil, doğrudan doğruya hayatını vurmak demektir. Bu yüzden enerji tesislerine yapılan saldırı sıradan bir askeri saldırı değildir. Bu, bir ülkeyi savaşmadan çökertme yöntemidir.
Enerji tesisleri vurulduğunda sadece o ülke zarar görmez. Petrol fiyatı yükselir, doğalgaz fiyatı yükselir, elektrik pahalanır, ulaşım pahalanır, gıda pahalanır. Sonuç olarak bütün dünyada enflasyon artar, fakirlik artar, sosyal huzursuzluk artar. Yani bir petrol tesisine atılan bomba sadece düştüğü yerde patlamaz. O bomba dünyanın her ülkesinin mutfağında patlar. Çünkü enerji fiyatı arttığı zaman iğneden ipliğe her şeyin fiyatı artar. Bugün dünyada yaşanan ekonomik sıkıntıların büyük bir kısmının sebebi enerji maliyetleridir. Enerji pahalıysa hayat pahalıdır.
İran’ı vurduklarını zannedenler aslında sadece İran’ı vurmuyor. Bütün dünyayı vuruyorlar, hatta farkında olmadan kendi bacaklarına da sıkıyorlar. Çünkü enerji fiyatları yükseldiği zaman bundan en çok etkilenecek olan ülkelerden biri de Amerika ve Avrupa’dır. Lükse, konfora, ucuz enerjiye ve rahat yaşama alışmış toplumlar enerji pahalandığında bunu çok daha ağır hisseder. Benzin fiyatı arttığında, elektrik fiyatı arttığında, ısınma maliyetleri arttığında, gıda fiyatları yükseldiğinde en büyük darbe orta sınıfa ve çalışan kesime........
