Adı “Çerçeve Yasa”, Siyasi ve Fiilî Sonucu Örtülü Af
Türkiye günlerdir “Terörsüz Türkiye” adı verilen yeni süreci tartışıyor. Şimdi bu sürecin ilk somut hukuki metni kamuoyuna bugün çıktı: Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi.
“Dayanışma”, “bütünleşme”, “kardeşlik”, “toplumsal barış”…
Fakat bir kanunun ne anlama geldiği başlığından değil, maddelerinin doğuracağı sonuçlardan anlaşılır.
Teklifin uygulanması, terör örgütü PKK/KCK’nın fiilî varlığını sona erdirdiğinin ve kontrolü altındaki silahlarla mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespit edilmesine, ardından bu tespitin Millî Güvenlik Kurulu kararıyla teyit edilerek Resmî Gazete’de yayımlanmasına bağlanıyor.
Dolayısıyla kanun yürürlüğe girdiği anda otomatik tahliye veya erteleme başlamayacak. Bu, metnin açık şartıdır.
Tartışma da zaten burada başlamıyor.
Asıl mesele, bu şart gerçekleştikten sonra ne olacağıdır.
Örgüte özel hukuk rejimi
Teklif genel bir infaz düzenlemesi değildir. Bütün mahkûmları, bütün terör örgütlerini veya benzer suçları kapsayan ortak bir hukuk düzenlemesi hiç değildir.
Kanun doğrudan terör örgütü PKK/KCK ve bağlantılı oluşumlar için hazırlanmıştır.
Örgütü kurma veya yönetme, örgüte üye olma, bilerek ve isteyerek yardım etme, propaganda yapma, örgüt faaliyeti kapsamında suç işleme ve örgüt lehine terörün finansmanı suçları düzenlemenin kapsamına alınmaktadır. Diğer terör örgütleriyle adli suçlar ise kapsam dışında bırakılmaktadır.
Burada sorulması gereken ilk soru şudur:
Bir hukuk devletinde belirli bir terör örgütüne özgü ceza ve infaz rejimi kurulması nasıl açıklanacaktır?
Sıradan vatandaşın, adli suçtan hükümlünün veya başka bir terör örgütünün mensubunun yararlanamayacağı özel bir sistem yalnızca terör örgütü PKK/KCK bağlantılı suçlar için kuruluyorsa, bu artık sıradan bir infaz politikası değildir.
Bu, belirli bir örgüt ve belirli bir siyasi süreç için oluşturulan istisnai bir hukuk alanıdır.
Kanun önünde eşitlik ilkesi yalnızca cezalandırmada değil, cezaların ertelenmesinde ve cezasızlık sonucunu doğurabilecek mekanizmalarda da gözetilmelidir.
Adı “af” değil de sonucu ne?
Teklifin savunucuları bunun genel af olmadığını söylüyor.
Hukuki teknik bakımından bu savunma yapılabilir. Nitekim teklifin gerekçesi, suçun vasfını ve mahkûmiyet hükmünü ortadan kaldırmadığını; sınırlı ve koşullu bir infaz düzenlemesi getirdiğini savunuyor.
Fakat toplumsal ve siyasi sonuç bakımından mesele bu kadar basit değildir.
Teklif kapsamında belirli soruşturma ve kovuşturmalar beş veya on yıl ertelenecek. Erteleme süresi içinde yeni bir terör suçu işlenmezse soruşturma aşamasında kovuşturmaya yer olmadığına, dava aşamasında ise düşmeye karar verilecek.
Kesinleşmiş mahkûmiyetlerde de benzer bir sistem kuruluyor.
Kapsama giren suçlardan toplam on beş yıl veya daha az hapis cezası alanların infazı beş yıl, on beş yıldan fazla hapis, müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet cezası alanların infazı ise on yıl ertelenebilecek. Erteleme süresi yeni bir terör suçu işlenmeden tamamlanırsa, kapsama giren ceza infaz edilmiş sayılabilecek.
Burada hukuk tekniğinin arkasına saklanmanın anlamı yoktur.
Bir kişi cezaevinde yatmayacaksa, soruşturması kapanacaksa, davası düşecekse ve çekmediği ceza infaz edilmiş kabul edilecekse, bunun hukuki adı tartışılabilir.
Fakat siyasi ve fiilî sonucu ortadadır.
“Af değildir, ertelemedir” demek ortaya çıkan sonucu değiştirmez.
Bir cezanın adı kâğıt üzerinde korunup fiilen uygulanmaması, toplumdaki adalet duygusunu güçlendirmez, tersine daha da zedeler.
1 Haziran 2005 ayrımı neden var?
Teklifte örgüt faaliyeti kapsamında işlenen kasten öldürme suçları kapsam dışında tutuluyor. Ayrıca 1 Haziran 2005’ten önce işlenen ve müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet cezası gerektiren suçlara istisna getiriliyor.
İlk bakışta bu hüküm, kamuoyunun en hassas olduğu ağır suçların kapsam dışında bırakıldığı izlenimini veriyor.
Fakat 1 Haziran 2005 tarihi bakımından daha ayrıntılı bir açıklamaya ihtiyaç vardır.
Neden 2005 öncesiyle sonrası arasında böyle kritik bir ayrım kurulmuştur?
2005 sonrasında işlenen ve müebbet ya da ağırlaştırılmış müebbet cezası gerektiren hangi suçlar kapsam içine girebilecektir?
Bu tarih........
