menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

TÜRKİYE ÜZERİNE HESAPLAR (II)

27 0
13.04.2026

ABD-İsrail’in başlattığı İran savaşı, 3. Dünya Savaşı tehdidini çok yakınlaştırdı. 7 Ekim 2023 tarihinde Hamas saldırısı ile başlayan İsrail’in Gazze’yi işgali, Lübnan’a kadar uzandı. ABD ile birlikte İran savaşı da 42 gündür devam ediyor.

ABD ve İsrail’i durduracak ne bir siyasi ve ne de bir askerî güç henüz ortada yok.

Dünya enerji kaynaklarını ve yollarını ele geçirmeye karar vermiş bir ABD ile karşı karşıyayız.

ABD, bizim bildiğimiz ya da anladığımız manada “millî bir devlet” değil. Zengin, kendi vatandaşlarına iyi kâr payı dağıtan bir anonim şirket gibi düşünebiliriz. Hiçbir töresi, değeri ve manevi-kültürel bağı olmayan bir toplum. Nüfusunun çoğu zır cahil. Ne tarih ne coğrafya ne de belli bir seviyede dünya toplumlarıyla ortak paydada insani duyguları paylaşacak entelektüel bir sosyal dokuya sahip değil. İktisadi hâkimiyetini devam ettirebilmek için çok güçlü bir savaş makinesine ve askerî güce sahip.

Dünyanın son büyük imparatorluğunu kurma kararlılığında bir yönetim çekirdeğine sahip. Hem inanç hem de iktisadi güç hedefli stratejik planlarını, 1991 yılında Sovyetler’in dağılmasıyla birlikte, 30 yıl önceden yapmaya başladı. Yahudi-Hristiyan mezhebi Evangelizmin son 30 yılda hızlı yükselişi ve dünyada yayılma hızı ile ABD’nin dünya imparatorluğu kurma hedefinin felsefi arka planı, maalesef hâlâ birçok ülke ve devlet yöneticisi tarafından anlaşılamadı ve ciddiye alınmadı. Katolik nüfusun hızla azaldığı dünyada Evangelizm hızla yükseldi. Ve ABD yönetimi bugün tamamen bu mezhebin hizmetinde, hatta emrinde. ABD’nin FETÖ’sü.

Yani ABD’yi bugün, dinî hedefleri olan mezhepçi bir kadro yönetmektedir.

Şimdi biraz tarihte imparatorluk olmanın olmazsa olmaz en temel unsurlarına bakalım. Belki o zaman, imparatorluk kurma hedefiyle 3. Dünya Savaşı’nı göze alan ABD’nin stratejik hedeflerini netleştirebiliriz.

Dünya tarihinde bilinen imparatorlukları incelediğimizde üç temel şarta sahip olduklarını görürüz:  • Yeterli nüfus ve ekonomik zenginlik  • Güçlü bir ordu  • Dünyanın kalpgâhına hâkim olmak

Dünya imparatorluğu kuran milletler muhakkak dünyanın kalpgâhı olan Anadolu ve Kafkasya’ya hâkim olmuş, sonra da Orta Doğu ve Türkistan’a sahip olmuşlardır.

ABD süper güç oldu ama dünya imparatorluğu kuramadı. Çünkü dünyanın kalpgâhını ele geçiremedi.

Hunlar, Persler, Büyük İskender, Roma, Selçuklu ve Osmanlı; önce bu jeostratejik kalpgâha sahip olmuş, sonra imparatorluk kurmuşlardır.

ABD, Büyük İskender’in son fethettiği Afganistan’ı gözüne kestirdi; kısa yoldan Rusya ve Çin’in arasına girerek bir güç olmayı planladı. Asya’nın ortasına ve Türkistan’a yerleşme planı, tarih ve coğrafya cahili bir devlet olduğu için başarısızlıkla sonuçlandı. Çünkü hem Afganistan’da beklemediği bir direnişle karşılaştı hem de çevre ülkelerde müttefik ve dost bir güvenlik çemberi oluşturamadı. Tarih ve coğrafyaya yenildi.

Şimdilerde ise Rusya ve Çin’in ortasına kama gibi girerek Türkistan coğrafyasına, çevreden merkeze bir stratejinin planını yapmış gözüküyor: Irak’tan sonra İran, ardından Türkmenistan, Tacikistan, Özbekistan ve Kırgızistan. Son durak Afganistan. İran halkının muhteşem direnişine elbet saygı duyuyoruz; gönlümüz ve dualarımız da İran halkından yana. Fakat bazı gerçekler, çok orantısız bir güçler çarpışmasının galibini doğru tahmin etmemizi söylüyor.

ABD-İsrail’in saldırdığı İran sadece dayanıyor ve direniyor. Savaşın ABD ve İsrail’e büyük mali yük getireceği hesabıyla hareket ediyor. Sadece........

© Habererk