Ortak Hafızadan Ortak Vatana: Dilin Birleştirici Gücü ve Büyük Çelişki
Dünyanın neresine giderseniz gidin, farklı ırklardan, farklı coğrafyalardan milyonlarca insan aynı safta durduğunda dilleri tekleşir. Din kardeşliği ve kolektif manevi birliktelik adına her Müslüman Arapçaya sahip çıkar. Ne Kur'an'ın özgün metni ne de göğe yükselen Ezan başka bir dile tahvil edilmek istenir. Dualar, sureler asırlardır aynı ses bayrağı altında korunur. Çünkü herkes bilir ki; kutsal bir mefkureyi, evrensel bir inancı muhafaza etmenin en pratik, en koruyucu yolu ortak dildir. Dil giderse, o muazzam kolektif hafıza da dağılır.
Peki, inancı korumak adına sergilenen bu muazzam refleks ve uzlaşı, söz konusu "Vatan" ve "Barış" olduğunda neden bir anda buharlaşıyor? İşte asıl sosyolojik algı kırılması tam olarak burada başlıyor.
Barışın Dili, Bölünmenin Alfabesi Olabilir mi?
Bugün bir yanda "barış" ve "kardeşlik" kelimelerini dillerinden düşürmeyip, diğer yanda kamusal alanda, eğitimde ve yönetimde alternatif dil hakları talep edenlerin yarattığı tezatlık, artık gizlenemez bir boyuta ulaştı. Gerçekten huzur,........
