Türk Devleti Teslim Oldu da Haberimiz mi Yok?
Kadim Türk devlet aklı, güvenliği varlığının yegâne temeli olarak kabul eder. "Su uyur, düşman uyumaz" ikazı, nesillerdir süzülen stratejik bir bilincin yansımasıdır. 1980 öncesinden bugüne süregelenbölücü ve hain kalkışmalar, devletin iradesini hedef alan en kirli saldırılardır.
pkk terör örgütünün uyuşturucudan cinayete, yağmadan devlete başkaldırıya uzanan karanlık suç şebekesi ortadayken, en az 50 yıllık bir birikimle inşa edilmiş, bedelleri şehit kanlarıyla ödenmiş o sağlam güvenlik sistemini bir kalemde çöpe atmak ne demektir?
Emniyet ve jandarma eliyle kurulan 2 bin 763 kritik arama noktasını lağvetmek, milli güvenlik mimarimizde onarılması zor bir gedik açmaktadır. Bu bir "terörsüzlük" hedefi değil, devletin sahayı boşaltarak otoritesini kendi eliyle budaması, terörle mücadelenin ana omurgasını kırmasıdır.
Bu noktalar, yalnızca beton ve metalden ibaret basit yapılar değil, devletin egemenlik mühürleridir. Terörün damarlarını kesen, şüphelilerin hareket alanını daraltan bu mevzilerin "Terörsüz Türkiye" retoriği ile tasfiyesi, devletin caydırıcı gücünden vazgeçmesi manasına gelmektedir.
Duyan da bu kontrol noktalarının huzuru bozduğunu zannedecek! Makasın yönünü şaşıranlar, asıl terörün ve onu besleyen odakların üzerine gitmek yerine, güvenliği tesis eden bariyerleri yıkmaktadır.
Vatandaş trafik cezalarıyla tazyik edilirken, devletin gözü kulağı olan bu stratejik noktaların neden hedef alındığı, büyük bir güvenlik zafiyetidir.
Kontrol noktalarının kaldırılmasıyla şehirlerimizde oluşacak istihbarat zafiyetini ve terörist sızmalarını engelleyecek alternatif bir güvenlik mekanizması kuruldu mu?
Devletin gözünü bağlayıp düşmanı serbest bırakmaktan başka neye yarayacak bu........
