menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bahçeli’nin Statüsü

226 0
11.04.2026

Milliyetçi Hareket Partisi, Türk siyasal hayatının labirentlerinde sadece bir tabela ya da seçim pusulasındaki bir amblemden ibaret olmamıştır; o, on yıllar boyunca belirli bir duruşun, sarsılmaz bir inadın ve terörle mücadelede asla eğilmeyen, bükülmeyen o sert çelik çizginin yegane temsilcisi olarak kabul edilmiştir. Türk milliyetçiliğini bir yaşam biçimi, devletin bekasını ise varlık sebebi olarak gören bu hareket, kuruluşundan bu yana savunduğu ideolojik çerçeveyi sadece bir politik program olarak değil, "ülkü" kelimesinde vücut bulan kutsal bir emanet olarak tanımlamıştır. Bu emanet, vatanın bölünmez bütünlüğü, milletin birliği ve milli-manevi değerlerin korunması üzerine inşa edilmiş, her türlü siyasi pazarlığın ötesinde bir inanç sistemi olarak seçmenin zihnine kazınmıştır. Bu sebeple, MHP’nin tarih boyunca aldığı her oy, sadece bir sandık başarısı veya sayısal bir üstünlük değil, bu tavizsiz çizgiye, bu sarsılmaz duruşa ve bu "asla değişmez" denilen kırmızı çizgilere verilmiş bir onay ve büyük bir sorumluluk yüklemesi anlamına gelmiştir. MHP seçmeni, partisine oy verirken sadece bir milletvekili seçmedi; vatanın ve milletin geleceği üzerinde oynanan oyunlara karşı sarsılmaz bir barikat kurduğuna inandı.

1969 yılında Alparslan Türkeş liderliğinde Adana’da atılan ilk adımlar, 274 bin kişilik mütevazı ama sarsılmaz bir iradeyle (%3,02) başlamışken, bu hareket 1977’de 951 bin oya (%6,42) ulaşarak Türk siyasetinin kilit taşı haline gelmiştir. Soğuk Savaş’ın o gri ve gerilimli atmosferinde; anti-komünist, milli ve devletçi bir çizgide saf tutan MHP, "vatan, millet, bayrak" ekseninden milim sapmadan bir neslin ideolojik kimliğini inşa etmiştir. 1995 yılında 2,3 milyon oy almasına rağmen antidemokratik baraj sistemine takılarak Meclis dışında kalması, seçmeninin bu harekete olan inancını zayıflatmamış, aksine kamçılamıştır. Asıl büyük kırılma ve toplumsal sözleşme ise 1999 yılında Devlet Bahçeli liderliğinde yaşanmıştır; 5 milyon 606 bin oy (,98) ile MHP, Türkiye’nin ikinci büyük partisi konumuna yükselmiştir. Bu muazzam destek, 1999 Türkiye’sinde toplumun teröre, bölücülüğe ve devletin bekasına yönelik tehditlere karşı verdiği en net, en gür ve en öfkeli cevaptı. O gün sandığa giden milyonlar, teröristbaşının yargılandığı bir iklimde MHP’yi "adaletin kılıcı" ve "devletin vakarı" olarak gördükleri için bu desteği verdiler.

Ancak siyasi tarihin akışı içerisinde yaşanan gelgitler, 2002 yılında 2 milyon 629 bin oy (%8,36) ile partiyi Meclis dışına itmiş olsa da, milliyetçi seçmen 2007’de 5 milyon (,27), 2011’de ise 5,5 milyonluk (,01) bir iradeyle MHP’yi yeniden siyasetin merkezine taşımıştır. Bu sadakatin altında yatan tek bir gerçek vardı: MHP’nin değişmeyen duruşu. Haziran 2015 seçimlerinde ulaşılan 7 milyon 520 bin oyluk (,29) tarihi zirve, Türk milletinin "çözüm süreci" adı verilen o karanlık ve tavizlerle dolu döneme karşı gösterdiği en büyük demokratik dirençti. MHP o gün, çözüm masasını deviren, tavizlere geçit vermeyen ve "ihanet süreci" olarak nitelediği politikalara karşı bayrak açan bir kale olduğu için bu kadar büyümüştü. Kasım........

© Habererk