menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Alçaklık Müzesi

248 0
08.04.2026

Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığına, birliğine, askerine, polisine, henüz nefes almaya başlamış kundaktaki bebeğine ve savunmasız siviline kastetmiş; eli kanlı bir katilin, tescilli bir teröristin, uyuşturucu kaçakçısının, kadın tüccarının ve çocukları ihfal ederek dağlara kaçıran bir caninin doğduğu evin "müze" yapılacağı iddiaları, bu aziz milletin haysiyetine ve şehitlerimizin mübarek hatırasına karşı girişilen en aşağılık, en kalleş saldırıdır. 50 bin Türk evladının katili olan, on binlerce ocağı söndüren, bu toprakları kırk yıl boyunca kan gölüne çeviren bir elebaşını "tarihi bir kişilik" gibi pazarlamaya kalkmak, sadece bir akıl tutulması veya siyasi bir hata değil; Türk tarihine, Cumhuriyet devrimine ve bu vatanın her bir ferdine karşı işlenmiş bir "vatana ihanet" suçudur. Bu girişim, katili maktulün evinde ağırlamak, celladı kurbanın başucuna dikmektir.

Kırk yıl boyunca bu ülkeyi bölmek için emperyalistlerin kucağında her türlü kirli ittifakın içine giren, çocukları kandırarak veya zorla dağlara kaçıran, onları militan devşirmek için ailelerinden koparıp terör makinesine dönüştüren bu alçağın hatırasını yaşatmak, terörü meşrulaştırma çabasının en zirve noktasıdır. Bu rezalete göz yumanlar, sessiz kalarak bu ihaneti geçiştirenler, "demokrasi" kılıfı altında bu hıyanete yol verenler ve bu "müze" projesine onay veren her kim varsa; onlar da en az bu terör örgütü kadar, o tetiği çeken parmaklar kadar bu büyük suçun ortağıdır. Sessiz kalmak, bu kanlı geçmişi onaylamak, dökülen her damla şehit kanının üzerine basıp geçmektir. İhanet karşısında susanlar, bu alçaklık senaryosunun dilsiz uşaklarıdır ve tarih huzurunda en az o caniler kadar sorumlu tutulacak, bu milletin vicdanında ebediyen mahkûm edileceklerdir.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları’nın, yanında ana muhalefet partisi lideri Özgür Özel dururken bu teröristten "Sayın" diye bahsetmesi ve evinin müze yapılmasını talep etmesi, hıyanetin artık saklanma gereği duymadığı, pervasızca sırıttığı bir utanç tablosudur. "Öcalan’ın özgür koşullarda siyasetçilerle görüşebileceği bir imkân yaratılması lazım" diyebilenlerin bu cesareti, devletin otoritesine ve milletin hafızasına yapılmış açık bir suikasttır. Terör örgütü PKK’nın sadece Türkiye sınırları içerisinde değil; Suriye’de YPG, Irak’ta ve İran’da PJAK gibi kollar aracılığıyla yürüttüğü haince saldırılar, bölgeyi kana bulayan bir şer şebekesinin eseridir. Baraj inşaatlarını basıp işçileri katleden, köyleri yakıp halkı zorla göçe zorlayan, öğretmenleri kaçırıp kurşuna dizen, iş makinelerini yakan ve yabancı istihbarat servislerine gönüllü uşaklık eden bu organizasyonun kurucusu, ancak nefretle anılacak bir "Alçaklık Müzesi"nin baş aktörü olabilir.

Örgütün kırk yıllık kanlı sicilinde yer alan; sivil katliamlar, bombalı araç eylemleri, pazar yerlerinde patlatılan canlı bombalar, mayınlı tuzaklarla şehit edilen kınalı kuzular, uyuşturucu ticaretiyle zehirlenen Türk gençliği ve kadınların onurunu ayaklar altına alan taciz ve tecavüz vakaları bu yapının gerçek kimliğidir. Şimdi bu vahşet galerisinin mimarı olan katil için İmralı’da "konut" değil, adeta saray konforunda yerleşkeler inşa edildiği haberlerinin yayılması, Türk milletinin adalet duygusunu hançerlemektedir. Bir terör suçlusunun, sanki bir devlet adamıymış gibi konut değiştirme tartışmalarının öznesi yapılması, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin hukuk sistemine ve devlet ciddiyetine yapılmış bir hakarettir.

Şanlıurfa’nın Ömerli köyündeki o yapı, bir "hafıza mekânı" veya bir "kültür noktası" değil; ancak ve ancak ihanetin ini, kanlı planların başlangıç noktası olabilir. Bu evi müzeye çevirmek isteyen zihniyet, aslında Türk milletinin hafızasını silmek, şehitlerin kanını unutturmak istemektedir. Eğer gerçekten bir müze yapılacaksa; o evin duvarlarına katledilen öğretmenlerin, evladını bekleyen Diyarbakır annelerinin, babasız kalan yetimlerin fotoğrafları asılmalıdır. O evin içinde "başkan apo"nun değil, onun emirleriyle toprağa düşen masumların feryadı yankılanmalıdır. 15 Ağustos gibi terörün ilk kanlı saldırısının yıldönümünde bu ihanet abidesinin önünde kurdele kesme hayali kuranlar, foncu medya mensupları ve bu projeye çanak tutan siyasetçiler şunu çok iyi bilmelidir: Bu millet, o kırmızı kurdelenin aslında şehitlerimizin al kanı olduğunu unutmayacaktır.

Bu rezalete "açılım", "çözüm" veya "barış" gibi süslü kelimelerle kılıf uyduranlar, aslında Türkiye Cumhuriyeti'ni içeriden çökertmek isteyen emperyalist güçlerin yerli işbirlikçileridir. Suriye’de kurulan terör koridoruyla, Irak’ın kuzeyindeki sinsi yapılanmalarla ve İran’daki uzantılarla hedeflenen şey, Türkiye’nin parçalanmasıdır. Bu parçalanmanın ideolojik merkezini bir "müze" haline getirmek, düşmana cephane taşımaktır. Bu ihanete karşı sesini yükseltmeyen her kurum, her yetkili ve her vatandaş, yarın tarih karşısında bu lekeyi temizleyemeyecektir. Susmak, onaylamaktır; sessizlik, bu alçaklığa ortak olmaktır.

İmralı’da beslenen, 27 yıldır hak ettiği karşılığı her geçen gün hafifletilmeye çalışılan bu caniye siyasi aktörlük alanı açmak, Cumhuriyet’in kurucu değerlerine ve bağımsızlık ruhuna vurulmuş bir darbedir. Bu yapı bir müze değil, ancak Türk milletinin nefretinin nişanesi olan bir "Utanç Vesikası" olabilir. Bu topraklarda katillerin abidesi dikilemez, çocuk hırsızlarının hatırası yaşatılamaz. İhanetin güzellemesi yapılamaz; ihanetin ancak ve ancak hesabı sorulur! Bizler, Cumhuriyet’in antiemperyalist ve yurtsever evlatları olarak haykırıyoruz: O kapıya asılacak tek bir tabela vardır, o da "BURASI ALÇAKLIK VE İHANET MÜZESİDİR!"

Türk milleti; uyuşturucuyla zehirlediğiniz gençlerin, dağda ölüme terk ettiğiniz evlatların, her biri birer vatan toprağı olan şehitlerin hesabını er ya da geç soracaktır. Bu "müze" hayali kuranlar, aslında kendi sonlarını ve ihanetlerini tarihe tescil etmektedirler. Unutulmasın ki; mazlumun ahı yerde kalmaz, şehidin kanı asla kurumaz. Bu alçaklık müzesi projesine kalkışanlar ve buna ses çıkarmayan suç ortakları, tarihin çöplüğünde o teröristle birlikte aynı utançla anılacaktır. İzin vermeyeceğiz, unutmayacağız, affetmeyeceğiz! İhanetin sadece hesabı olur!


© Habererk