Barzaniler ve Türkiye 1. Bölüm
Barzani hareketinin üç ekseni var: Kürt milliyetçiliği, dindar muhafazakarlık ve pragmatizm. Barzaniler aşiretler konfederasyonu olduklarından İran, Türkiye ve Suriye’deki Kürt aşiretleri üzerinde de etkilidir. Özellikle Türkiye’de şehirleşme nedeniyle zayıflıyor olsalar da hala güçlüler. Nakşibendi şeyhleri olmaları, ecdatları arasından büyük şeyhler çıkması, onları dindar Kürtlerin gözünde muteber yapıyor.
Barzaniler iki yüz yıllık tarihi olan Kürt isyanlarının geneline katıldılar. 110 yıldır isyanlara öncülük ediyorlar. 19 Yüzyılda isyanların muhatapları Osmanlı ve Kaçar İran’ıydı. 20. Yüzyılda muhatap, Irak ve Pehlevi İran’ı oldu. Barzaniler Şeyh Sait, Seyit Rıza ve Koçgiri isyanlarına destek vermediler. Kendilerine yakın aşiretlere ve tekkelere isyanlara katılmamalarını salık verdiler. Bu siyasetin başlıca nedeni, Türkiye ile ters düşmemektir. Seyit Rıza ve Koçgiri isyanının önderlerinin Alevi olması ve Şeyh Sait’i İngilizlerin desteklemesi isyanlara karşı tavır almalarının diğer önemli sebepleridir.
Lozan’a katılan Türkiye Kürtlerinin temsilcileri ‘’bağımsızlık peşinde olmadıklarını’’ deklare ettiler. Aynı tarihlerde Irak’ın kuzeyinde hava bambaşkaydı. Kürtlerin baskın çoğunluğu bağımsızlık istiyordu. Bir sürü isyana, kayba ve girişime rağmen bırakın bağımsızlığı, özerklik bile elde edemediler. Bu başarısızlığın faturasını geçmişte zaman zaman taşeronluğunu yaptıkları İngiltere’ye kestiler.
Londra, petrol nedeniyle son derece değer verdiği Irak’a Mekke Şerifi Hüseyin’in oğlunu kral yapmıştı. Irak nüfusunun %60’ı Şii, %40’ı Sünni’ydi. Kürtler bağımsız olduğunda Şiiler nüfusun %80’i oluyordu ki bu durumda Sünni monarşi sürdürülemezdi. İngiltere, monarşi yıkıldığında Irak’ı kaybedeceğinden, Kürtlerin bağımsız olmasını engelledi. Barzaniler de doğal olarak İngilizlerin desteklediği Şeyh Sait’e karşı oldular.
Barzaniler, ilk dönemlerinde, emperyalistlerle anlaşan üç Ortadoğu milletinin, Türkler, Araplar ve Farsların Kürtlerin bağımsızlığını engellediğini iddia ediyorlardı. Dörde bölünen Kürtler birleşmeli ve Barzanilerin önderliğinde bağımsız Kürdistan kurulmalıydı. Türkiye, İran, Irak ve Suriye’yle, İran ve Irak’ın hamisi olan İngilizlerin ve Suriye’yi sömüren Fransızların tepkisini çeken bu görüş, ilgili devletlerle ilişki kurulmaya başlandığı andan itibaren terk edildi. Barzaniler hedef küçülttüler. Irak’a bağlı özerk bölge, ana dille eğitim ve yerel yönetimlere olabildiğince fazla yetkinin devredilmesini hedeflediler.
Bununla beraber İkinci Dünya Savaşı esnasında Şah’a isyan eden İran Kürtlerine katıldılar. Kısa ömürlü Mahabat Cumhuriyetinin kurulmasında rol oynadılar. Barzaniler son derece pragmatiktir. Savaştıklarıyla kısa süre sonra masaya oturabilirler, anlaşabilirler hatta hükümet bile kurabilirler. Bunun tersi de geçerlidir.
Barzaniler 70’li yılların ortasına kadar Irak Kürtlerinin liderliğini üstlendiler. ABD ve İran’ın Bağdat’la anlaşarak Kürtleri yalnız bırakmasından sonra alınan yenilgi, Talabani’ye bağlı grupların Barzanilerden ayrılmasıyla sonuçlandı. Karizmatik lider Mustafa Barzani’nin vefatı bu ayrılığı geri dönülemez noktaya getirdi. İki grup bazen birlikte hareket etti. Bazen çarpıştı. Yeri geldi birbirlerine karşı Bağdat ve Tahran’la iş birliği yaptı.
Barzani hareketi (KDP) muhafazakar, Talabani hareketi (KYB) sekülerdir. Barzaniler Kırmanç, Talabaniler Sorani lehçesiyle konuşurlar. Barzaniler köy ve aşiret, Talabaniler kent ağırlıklıdır. Barzani Türkiye’ye, Talabani İran’a yakındır. Dayandıkları toplumsal taban giderek farklılaşmıştır.
Barzanilerin Kürtlerin yaşadığı dört ülkede de tabanı var, Talabaniler sadece Kuzey Irak’ta varlar. Barzaniler, PKK kurulana ve teşkilatlanana kadar dört ülkede de en güçlü Kürt hareketiydi şimdi sadece Irak’ta güçlüler. Barzanilerin bu durumunu dikkate alan Ankara, ailenin ve aşiretlerin önde gelenlerinin Türkiye’de şirketler kurmalarını, yatırım yapmalarını ve gayrimenkul almalarını teşvik etti. Böylece Barzanilerin Türkiye’ye karşı tavır almalarını zorlaştırdı.
KDP, Irak ordusunun Kuveyt’ten çıkarıldığı 1991 senesine kadar geçici başarılar dışında, hiçbir netice alamadı. Ama direnmekten, savaşmaktan vaz geçmedi. Kürtler, 1991 senesinde ABD, Irak ordusunun Kuzey Irak’a girişini yasaklayınca fiilen özerk oldular. 2005 senesinde özerklik Anayasal hale geldi. Anayasa’ya göre Irak’ın cumhurbaşkanı Kürt olacaktı. İki grup özerk yönetimin başkanlığına Mesut Barzani’nin, cumhurbaşkanlığına Talabani’nin getirilmesinde anlaştılar.
Bu görev bölüşümü KYB’nin Irak’a entegre olmasına, KDP’nin Irak’tan uzaklaşarak Türkiye’ye yakınlaşmasına (Bölgesel yönetim (IKB) piyasalara ulaşmak için Türkiye’ye mahkum) yol açtı. KDP’de bağımsızlık eğilimi, KYB’de Irak’a anayasal statü ve eşit vatandaşlık temelinde entegre olma eğilimi güçlendi. Bu süreçte, Talabani’nin yakın olduğu İran’ın, Bağdat’ta güçlü olması ve Kuzey Irak’ta Barzanilerin daha fazla oy alması belirleyici oldu. Talabaniler Bağdat’a bağlı kalmayı, Barzanilerin yönettiği ‘’bağımsız Kürdistan’a’’ tercih ettiler.
Barzaniler 2010’lu yıllarda şartların uygun olduğunu tespit etmiş olacaklar ki bağımsızlık isteklerini seslendirmeye başladılar. Türkiye, ABD, İran, Irak, Suriye başta olmak üzere, İsrail dışındaki devletler, bağımsızlığa karşı olduklarını ve bu konuda adım atılması halinde yaptırım uygulayacaklarını açıklamalarına rağmen bağımsızlık ilanında ısrar edildi.
2017 senesinde yapılan referandum da ahalinin %93’ü bağımsızlıktan yana oy kullandı. Yani KYB’de bağımsızlıktan yana oy verdi. Bu meydan okumaya Türkiye, Irak ve İran karadan, ABD havadan ambargo uygulayarak yanıt verdi. Irak ordusu ve referandumda bağımsızlıktan yana oy kullanan KYB, KDP’ye karşı askeri harekat başlattı. Bunun üzerine kurşun atmadan bağımsızlıktan vaz geçen Barzaniler topraklarının %56’sını, sınır kapılarının ve havalimanlarının kontrolünü kaybettiler. Kaybedilen en önemli yer, zengin petrol ve gaz yataklarına sahip olan Kerkük’tü. Mahabat cumhuriyeti ve 2017 referandumu, Barzanilerin bağımsızlık idealinden sadece söylem olarak vazgeçtiklerini ve fırsat kolladıklarını göstermektedir.
