İki örnek ışığında terörsüz Türkiye
Bir sorunu çözmenin yolu önce onu doğru anlamaktır. Türkiye yarım asra yakın bir süredir etnik/bölücü terörle boğuşuyor.
Terörü durdurmak elbette her ülke için kazançtır. Ancak bu bölücülüğü, ayrılıkçılığı da durdurmak şartıyla bir anlam ifade eder. Bütünleşmeye hizmet eden bir silah bırakma ne kadar değerliyse, ayrılığa hizmet eden bir silah bırakma da o kadar tehlikeli ve maliyetlidir. Sürece muhalif olanları tatmin edemeyen nokta da burasıdır. Bu -bırakma- neye hizmet edecektir,bütünleşmeye mi, ayrışmaya mı?
Hep tarihten ders almaktan söz edilir, ders alınmadığı için tarihin tekerrür ettiği söylenir. Doğrudur, ne yazık ki tarihten ders almıyoruz, bunun için tarihten iki örnek vermek istiyorum.
Seyit Abdulkadir, 1880'de isyan eden Şeyh Ubeydullah'ın oğlu, Nakşibendi tarikatının Halidi kol başlarından Seyit Taha'nın torunudur. Seyit Taha'yı bu iki isimden ayırmak gerekir, zira O bir mutasavvıf olarak yaşamış,oğlu ve torunları onun itibarını siyasete tahvil etmeye çalışmışlardır.
Seyit Abdulkadir, 1908'de kurulan Kürt Te'avun ve Terakki Cemiyetinin kurucusu ve başkanıdır. Sonra 1918'de Kürt Teali Cemiyetinin kurucusu ve başkanı oldu. Muhtemelen belki adam olur veya milli mücadeleye karşı kullanmak için 1. Damat Ferit Hükümeti döneminde Şura'yı Devlet Reisliğine(Bugünkü Danıştay'ın muadili) getirildi. Fakat ayrılıkçı faaliyetlerinden vazgeçmedi. Bu cemiyetin kışkırtması ile Koçgiri İsyanı oldu. İsyancılar Doğu'da bir........
