menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bir kitap ve bir çığlık

44 0
08.08.2026

İslam dünyasının içine düştüğü acıklı durum birçok düşünce adamını bir çıkış yolu aramaya itti.Bunun ilk adımı "niçin" sorusunu sormaktı. Niçin dün arkamızda olanlar bugün önümüzdeler? Bizi geri bırakan saikler nelerdi? Aslında gerilik de ilerilik de bir zihniyet sorunudur. Çünkü nereye gideceğimizi tayin eden zihniyet kodlarımızdır.

Değerli ilahiyatçı, düşünce adamı Prof.Dr.İlhami Güler de o "niçin-in" peşine düşenlerden. "Sünniliğin Eleştirisine Giriş" kitabı böyle bir arayışın sonucu. Güler, kitabın adından da anlaşılacağı gibi  geri kalma sebeplerimizden birinin Sünni Paradigmaya hakim olan Ahmet b. Hanbel, Şafi, Eşari, İbn Teymiye ve Gazali çizgisi olduğunu söylüyor.(s.8) Nizamiye medreselerinin kuruluşu ile bu çizgi resmi ideoloji halini almış, rey ehli olarak ifade edilen İmam-ı Azam/Maturidi çizgisi etkisini kaybetmiştir.

Rey ehli ile yukarıda kurucuları sayılan dirayet ehli arasındaki fark, birinci grup  Kuran,hadis ve insan aklını  kaynak olarak kabul ederken, ikinci grubun  sadece Kuran ve hadisi kaynak kabul edip aklı devre dışı bırakmasıdır. Oysa Kuran ve hadisi zamanın ruhuna göre yorumlayacak olan akıldır.Kuran ve hadis metinleri değişmezdir. Onu çağdan çağa taşıyıp, her çağa söyleyecek sözü olduğunu gösterecek olan akıldır. Dinin canlılığı akılla kurduğu ilişkiye bağlıdır.

Güler bu perspektiften hareketle, Sünniliğe hakim olan kimi görüşleri sorgulamaya başlar; Hz. Ali- Muaviye kavgasında, Muaviye'nin tasarruflarını Sünniliğin"içtihat" farkı olarak görüp onaylamasını eleştirir. Halbuki rey ehlinin kurucu önderi Ebu Hanife,  hem Emevi saltanatına hem saltanatın kendisine karşı çıkmıştır. Kuran'ın siyasette gerçekleştirmek istediği  ıslah, kabilecilik ve "çoban-sürü" politik kodunun hakim olduğu atmosferde  başarılı olamamıştır.(s.24) Şanlı Peygamberden hemen sonra kabilecilik hortlamış, zulüm yerine küfür savaş sebebi sayılmış, ganimet hırsı tebliğin önüne geçmiş, akıl akılla(kıyas) iptal edilmiş, dinin sade, basit, açık oluşu ulemaya az gelmiş,(din teferruata boğularak anlaşılmaz hale getirilmiş) özgür irade ve insanın kendi eylemlerinin sorumlusu olmak yerine kadercilik/cebriyecilik hakim düşünce halini almış, netice olarak bu kavrayış biçimi İslam dünyasının sükutunu getirmiştir.(s.23-32) Yazar bütün bu sebeplere Arap antropolojisini de ekler ve şöyle der: "Bu grubun(Selefilik) din algısı,Haricilerin uzantısı olarak dinin sadece Kuran ve Hadislerden oluştuğu ve insan düşüncesinin asla dini metinleri yorumlayamayacağı kabulüdür. Yani dini metinler lafzi-literal olarak anlaşılmak zorundadır.Vehhabilik ve IŞİD  bu yorum biçiminin çağdaş versiyonlarıdır.(s.36) Oysa lafızda kalmak lafzın içinde yuvalanan maksadı ıskalamaktır..Enfal süresi........

© Habererk