İran’da Türk-Kürt, Şii-Sünni savaşı mı hedefleniyor?
ABD-İsrail ittifakının Kürtçü terör örgütleriyle ilgili planlarını anlamak için Suriye, Irak ve İran’daki arkadaşlarımla görüştüm. Zira ABD’nin, zorlanarak maksimum 5-6 000 silahlı mensubunu sahaya sürebilecek olan örgütlerle kara harekatı düzenlemeyi planlaması makul değil. Kuzey Irak Bölgesel Yönetiminin İran’a saldırması da olacak şey değil. Ama Trump Barzani ve Talabani ile hatta İran KDP’sinin lideriyle, telefonla, defalarca görüştü. Kuzey Irak’a arka arkaya ABD heyetleri gitti. Kürtçü örgütler İran rejimine karşı ittifak kurduklarını duyurdular. Güney Kıbrıs’ta İsrail, ABD, KDP, KYB ve İran’daki Kürt örgütleri bir araya geldi. Bir şey pişiriliyor ama ne?
ÖSO’da üst düzey sorumluluklar üstlenmiş, halen Suriye ordusundaki en önemli görevlerden birinde bulunan Türkmen-ülkücü ağabeyim ilginç bilgiler verdi. PKK-PYD halen Aynel Arap’ı teslim etmemiş. Kuşatma altındaki kasabaya sadece temel ihtiyaç maddelerinin girişine izin veriliyormuş. Aynel Arap’ın merkezi dışında, köyler dahil yerleşim birimlerinin tamamı güvenlik güçlerinin kontrolündeymiş. Taraflar, anlaşmada ‘’Bilahare çözülecektir’’ ifadesiyle yer alan, sayıları yedi bini aşan kadın savaşçılar konusunda anlaşamıyorlarmış. Kadın savaşçılar on beş gün öncesine kadar belli başlı kentlerde protesto gösterileri ve yürüyüşler yapmışlar.
Suriyeli olmayan PKK’lılar Haseki ve Kamışlı teslim olmadan önce Irak’a gitmişti. Suriyeli PKK’lılarda 15-20 gündür Irak’a geçiyormuş. Suriye’de, PKK ile Suriye’de tanışmış yani Irak-İran-Türkiye deneyimi olmayan nispeten acemi teröristler kalacakmış. General ‘’Bu Suriye için iyi, Türk dünyası için kötü bir gelişme’’ dedi. Zira Kandil kendi komutasındaki teröristlerin yanında Suriye’den gelen 4000 dolayındaki teröristi de PJAK’ a katılmak üzere İran’a gönderiyormuş.
PJAK asla İran ordusuna ve devrim muhafızlarına saldırmayacakmış. Kara harekatı düzenlemek gibi bir niyetleri yokmuş. Kürtlerin çoğunlukta olduğu üç eyaletle stratejik önemi olan Batı Azerbaycan eyaletinde alt yapıyı çökerterek halkın memnuniyetsizliğini arttıracak eylemler yapacaklarmış. Özellikle Batı Azerbaycan’da Türkleri sindirecek, göçe zorlayacaklarmış.
Komutan ‘’Suriye’de de aynı siyaseti uyguladılar. Biz rejimle savaşırken onlar Barzani’ye bağlı güçlere saldırdılar. Yarım milyona yakın Kürdü ve peşmergeyi Kuzey Irak ve Türkiye’ye sürdüler. Rejim güçleri de kendilerine saldırmayan PYD’lilere dokunmadı. Bu sayede Kürtlerin yoğun olduğu yerlerde inisiyatifi ele geçirdikten sonra DEAŞ’a saldırarak Arap kentlerini de işgal ettiler’’ dedi.
Pazar gününden itibaren ABD ve İsrail’de strateji değişikliğine gitti. Daha önce genelde askeri tesislere saldırıyorlardı. Artık altyapıya saldırıyorlar. Rafinerileri, barajları, yolları, elektrik kurumlarını vurarak sokaklara dökülmemekte ısrar eden halkı mağdur ederek, çaresiz bırakarak, sokaklara dökmeye çalışacaklar. General’in söyledikleriyle ABD ve İsrail’in strateji değişikliği örtüşüyor. Kürtçü terör örgütleri ilaveten Türklere saldıracaklar ki hem Batı Azerbaycan’ın demografisi değişsin hem de Türkiye ve Azerbaycan yoğun göç alarak darboğaza girsin.
Nihai hedef, İsrail’in himayesindeki Kürtlerle BAE’nin himayesindeki Arapların bağımsızlıklarını kazanarak müşterek bir devlet kurmalarıymış. Güneyde de Beluçlar da bağımsızlık mücadelesi vereceklermiş. Bu plan işlerse, küçülen İran, enerji ve maden sahalarıyla sahillerini kaybederek kalabalık, fukara ve karasal bir devlete dönüşecek. İsrail için tehdit olmaktan çıkacak.
Kaleme aldığımız makalelerde İran’ın nasıl bölünmek istendiğini ele almıştık. Plan öngörülerimizle sadece bir bölümde uyuşmuyor. Biz üç Arap eyaletinin birleştirilerek Arap, üç Kürt eyaletinin birleştirilerek Kürt devleti kurulmak isteneceği fikrindeydik. Generalin deşifre ettiği plana göre, altı eyalet ve Batı Azerbaycan birleştirilerek 17-18 milyon nüfuslu, zengin ve güçlü bir devlet oluşturulacak. Zira İsrail’e göre iki küçük devlet savaş bittikten sonra zayıflamışta olsa İran’a karşı koyamazlar.
Gelelim nüfusunun dörtte üçünün Türk, sadece %20 kadarının Kürt olduğu Batı Azerbaycan’ın neden ısrarla istendiğine! Batı Azerbaycan dahil edildiğinde yeni devlet Türkiye, Ermenistan ve Azerbaycan ile komşu olacak. Aksi halde kurulacak devlet (Sünniler) Irak ve İran’ın (iki Şii devletin) arasında sıkışacak.
Batı Azerbaycan yeni devlete katıldığında, Güney Azerbaycan Türkiye’yle komşu olma özelliğini yitirerek dünyaya açılmak için Kürt-Arap devletine muhtaç olacak. Ermenistan ve Kuzey Irak Bölgesel yönetimi, piyasalara, Türkiye yerine Basra Körfezinden erişebilecek.
Yirmi yıldır sistematik olarak demografisi değiştirilen Batı Azerbaycan’da etnik gerilim var. Tansiyon yüksek. Zira eğitimli ve şehirli Türkler iş bulmak için diğer eyaletlere göçerken Kürtler köylerden ve diğer Kürt eyaletlerinden Batı Azerbaycan’a geliyorlar. Bu nedenle etnik çatışma çıkarmak diğer eyaletlerden daha kolay.
Komutanın söylemiyle gelişmeleri, Kıbrıs’ta İsrail, ABD, BAE ve Kuzey Irak Bölgesel Yönetiminin temsilcilerinin yaptığı toplantıları, Amerikalıların Erbil ve Süleymaniye’ye arka arkaya yaptıkları ziyaretleri, Trump’ın Kürt liderlerle yaptığı telefon görüşmelerini ve ‘’Kürtler kara harekatı yapmayacak. Böyle bir talebimiz yok’’ beyanatıyla, ‘’İran’ın haritası değişecek’’ ifadesini üst üste koyunca ipin ucunu yakaladığımıza kanaat getirdim. Son günlerde cumhurbaşkanımızın ve Dışişleri Bakanının verdikleri üstü kapalı mesajlar ve Irak-İran sınırındaki hareketlenmeye dikkat çekmeleri, onlarında planın farkında olduklarını gösteriyor.
İddiaya göre Barzani ve Talabani Trump’a ‘’Türkiye ve Azerbaycan bu planı asla kabul etmezler. Bu devletin kurulmasına izin vermezler’’ mealinde konuşmuşlar. Trump onlara cevaben ‘’Erdoğan’a Suriye’yi, Aliyev’e Karabağ’ı verdik. Bu kadar büyük zenginliği onlara vermeyeceğimizi de başıboş bırakamayacağımızı da bilirler. Ben onları ikna ederim. Çok direnirlerse onlara da Güney Azerbaycan’ı veririz’’ demiş.
Terör örgütleri engellenmez ve büyük provokasyonlar gerçekleştirirlerse İran’ın batısı kan gölüne döner. Allah korusun Sünni-Şii, Türk-Kürt çatışması başlayabilir. İran’da bin iki yüz yıldır birlikte yaşayan iki kardeş halk birbirlerine düşürülür. Bu sadece İsrail’in işine gelir. Herkes aklı selim davranmalı. Kısa günün karının peşinden koşulmamalı. Ortadoğu ABD-İsrail uydusu sözde bağımsız devletlerle değil Türkiye’nin ileriye sürdüğü Terörsüz Bölge vizyonuyla huzura ve refaha kavuşabilir.
