menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Haçlı seferinde ağlamak

45 0
08.03.2026

Malazgirt’ten sonra Müslüman Türk boylarının batıya ilerleyişleri hızlı ve kalıcı oldu. 

Öyle ki Anadolu Selçuklu Devleti İznik’i alıp kendine başkent yaptığında tarihler 1080’i gösteriyordu.

Koca coğrafyanın baştan sona geçilip Marmara kıyılarına demir atılması on yılı bile bulmamıştı.   

Bu hızlı fütuhat, Bizans İmparatorluğu için kâbustu. Üstelik iç krizlerin parçaladığı ordusuyla bu akınları durdurmaya takati de yoktu. 

İmparator Basileus Aleksios Komnenos, can havliyle Roma’nın kapısını çaldı. Mart 1095’te Papa II. Urbanus’a elçi göndererek yardım istedi.

Bu istek Papa için de kaçırılmayacak bir fırsattı. Zira Hristiyan dünyası Katolik ve Ortodoks kiliselerinin birbirlerinden ayrılık talepleriyle çatırdamaya başlamıştı. Ortodoks dünyasına yardım elini uzatarak hem bu çatırdamayı önleyebilir hem de Hristiyanlık âlemini kendi liderliği etrafında birleştirebilirdi. Üstelik ekonomisi darboğaza düşen Avrupa devletleri için zengin Müslüman toprakları iştah kabartıcı olabilirdi.

Bu yüzden Bizans İmparatorundan gelen yardım talebini memnuniyetle kabul etti. 1095 yılının Kasım ayında Fransa’nın Clermont kentinde, 300 din adamının katıldığı büyük bir konsül topladı. Konsülün en önemli özelliği, Latin Hristiyan âleminin, Müslümanlara karşı silahlanmaya çağrılmasıydı. Papa II. Urbanus, burada tarihi bir konuşma yaptı. Konuşması, tarihin akışını değiştireceği gibi yüzlerce yıl sürecek olan medeniyetler savaşının da fitilini ateşleyecekti:

“Doğudan gelen seslere kulağınızı verin! Oradan lanetli bir ırkın kara haberleri geliyor. Kalpleri kararmış, ruhları kirlenmiş, Tanrının gazabına müstahak bu ırk, Doğunun Hristiyan topraklarına, orada yaşayan kardeşlerimizin üzerine yağma, yangın ve ölüm yağdırıyor! Onların intikamını kim alacak? Yaralarını kim saracak? Elbette sizler! Çünkü bu barbarları sindirmek için Tanrı sizin ruhunuza cesaret, vücudunuza kuvvet verdi. Yola çıkın artık. Oyalanmayın, yola çıkın!”

Papa o gün adeta coştu. Konsülde alınan kararlar, İznik’in kurtarılması, Anadolu’nun Türklerden temizlenmesi ve Selçuklu Devletinin bitirilmesi hedefini de aşarak Antakya’ya hatta Kudüs’e kadar uzandı. Mademki Doğuya çullanmaya karar vermişlerdi ne diye bu kutsal mekânları Müslümanlarda bırakacaklardı...

Papa’nın çığlığı ve Konsülün kararı Avrupa kıtasını baştan ayağa sarstı. Piskoposlar, keşişler, kâhinler, papazlar olağanüstü bir gayretle Avrupa’nın dört bir yanını dolaşarak Kudüs’teki Kutsal Kabir Kilisesine (Kıyamet Kilisesi) gidip hacı olunması için ayinler düzenlediler. Bezden kırmızı haçlar dağıtarak elbiselerinin sırtlarına dikip yola çıkmaları için kitleleri ikna turlarına çıktılar.

“Gidin” dediler. “Cennetin krallığı sizi bekliyor! Gidin, günahlarınız affolunacak...” Çağrı ilk etkisini, dünyada aradığını bulamayan fakir köylüler üzerinde gösterdi. Cennet krallığında bir yer kapmanın hayaliyle önce onlar hareketlendiler. Onları kendilerine ait devletçikler kurmak isteyen şövalyeler, kontlar, genç prensler izledi. Devamında Doğunun zenginliğinden pay kapmak isteyen tüm çapulcular yollara döküldü. Lortlar, derebeyleri, keşişler, hırslı krallar birbirini takip etti.

Türklerin “ehl-i salip”, Arapların “Frenk”, sırtlarındaki haç işlenmiş giysileri nedeniyle tarihçilerin “Haçlı” dedikleri dönemin en kalabalık ordusu böyle toplandı.  Sekizi büyük, onlarca seferin düzenlendiği, yaklaşık iki asır sürecek Haçlı Seferlerinin başlangıcı böyle oldu.  .................

Birinci Haçlı Seferinin başlangıcı 1096 yılıydı ve üç yıl sürdü.  Yirmi bin kişiyle yola çıkan........

© Haber7