menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

31 Mart Paşası

22 0
12.04.2026

1856 yılında Bağdat’ta doğdu.

Sabık Basra mutasarrıflarından Kethüdazade Süleyman Beyin oğluydu. Küçük yaşta tahsil için İstanbul’a geldi. Rüştiyeyi, idadiyi ve Erkan-ı Harbiyeyi bitirip 1880 yılında Kurmay Yüzbaşı olarak orduya katıldı. Zeki ve çalışkandı. Özellikle teknik mevzulara meraklıydı.  Uzun yıllar askeri okullarda ders verdi. Mekanik ve silahlara dair kitaplar kaleme aldı. Çeviriler yaptı, romanlar yazdı. O yıllarda Osmanlı Ordusunun modernleştirilmesi için Türkiye’ye davet edilen Alman askerî heyeti ile yakın mesaide bulundu. Özellikle Goltz Paşa ile çalıştı. Bir kitabını  “Seferber Zabitana Mahsus Bir Muhtıra” adıyla Türkçeye çevirdi. Alman Paşası da onun için Padişaha tavsiye mektubu yazdı. Bunun da etkisiyle olsa gerek 1891 yılında modern silahlar konusunda uzmanlaşması için Almanya’ya gönderildi. Burada beş yıl kaldı. Bu süreçte rütbeleri artmış paşalığa kadar yükselmişti.

Sultan II. Abdülhamit’in en güvendiği subaylardan biriydi. Avrupa’dan satın alınacak silahlar için kurulan komisyonun başına getirmiş, onun onayı olmadan tek bir tabanca bile satın alınamaz olmuştu.

1896 yılında sağlık sebeplerini gerekçe göstererek İstanbul’a döndü. Bir kıtada görev almak istediyse de olmadı. Tayini Tophane’ye çıktı. Burada da beş yıl çalıştı. Ardından Hicaz Demiryolu Hattının Mekke ile Medine arasındaki telgraf hattının inşası için görevlendirildi.

1905’te Kosova Valiliğine getirildi. Burada hızlı bir değişim geçirip muhalefete çekildi. İttihatçı subaylara yanaştı. Kısa zamanda en büyük destekçilerinden biri haline geldi. Bölgede yayılıp gelişmelerini için her imkânı sağladı. Bu değişikliğin altında şahsi hırslarının yattığı,  Almanya dönüşü istediği göreve atanmadığı için Padişaha muğber olduğu söylenir.

1908 yılının 23 Temmuz’unda önemli bir gelişme oldu.  Rumeli’de örgütlenmiş subayların baskılarına daha fazla dayanamayan Sultan II. Abdülhamit. meşrutiyeti ilan etti. Meclis yeniden açılıp seçimlere gidildi. İttihat ve Terakki Fırkası, liberal görüşlü Ahrar Fırkasına karşı ezici bir üstünlük sağlayarak Meclis çoğunluğunu ele geçirdi.

İttihatçılar nihayet amaçlarına ulaşmış, güçlerini kabul ettirip yönetime ortak olmuşlardı. Bu arada Kosova’da desteğini gördükleri Vali Paşaya olan borçlarını ödemeyi de unutmadılar.  Onu hem Selanik’teki Üçüncü Ordunun kumandanlığına getirdiler hem de Rumeli Vilayetleri Umumi Müfettişi yaptılar. Paşa, Hicaz Demiryolunda geçirdiği öfke dolu yılların acısını çıkarmış, bir anda dönemin en güçlü adamlarından birine dönüşmüştü. Ama asıl yükselişi ve tarih sahnesine çıkışı Meşrutiyetin dokuzuncu ayında oldu.

Tarih 13 Nisan 1909,  o gün kullanılan Rumi takvimle 31 Mart 1325 Pazar günüydü.

Günün erken saatlerinde Avcı Taburlarının bulunduğu Taşkışla’ya yaşlıca bir paşanın öncülüğünde bir grup subay geldi. Askerleri topladılar. Orduda kıyafetler üzerine yeni bir hazırlık yapıldığından bahisle bundan böyle Avrupa’dan getirilen yeni şapkaların giyileceğini söylediler.

Ordunun “yenilikçi-gelenekçi”, “alaylı-mektepli” olarak bölündüğü o günlerde, zorla şapka giyilecek demek,........

© Haber7