18 yıllık yasak
Türkiye Büyük Millet Meclisi, o gün önemli kararlar aldı. Bu kararlar içinde şüphesiz en tartışılanı, Hilafetin ilgası ve Osmanlı hanedan üyelerinin memleket haricine çıkarılmalarıydı.
Ancak bunlardan önce başka bir oylama daha yapıldı.
Devlet teşkilatında din ve ordu işlerinin temsil edildiği iki bakanlık kabineden çıkarılarak başkanlığa çevrildi. Şeriye ve Evkaf Vekaleti Diyanet İşleri Başkanlığına, Erkan-ı Harbiye Vekaleti de Genelkurmay Başkanlığına dönüştürüldü. Ordunun başına Mustafa Fevzi Çakmak, Diyanet İşleri Başkanlığına da Mehmet Rıfat Börekçi getirildi.
Böylece yeni rejim, kendisi için hayati değeri olan iki kurumu doğrudan cumhurbaşkanına bağlayarak önemli bir adım atmış oldu.
Ardından devrimler peş peşe gelmeye başladı. Tevhidi tedrisat, şapka ve kıyafet, tekke ve zaviyeler, medeni kanun, ölçü ve saat ayarları, harf değişikliği...
Bu arada başlangıcı Meşrutiyet dönemine kadar uzanan dinin millileştirilmesi ve ibadet dilinin Türkçeleştirilmesi tartışmaları raftan indirilmiş, dönemin gazetelerinde tartışmaya açılmıştı. İttihatçıların mollalığını yapan Mehmet Ubeydullah Efendinin Talat Paşa’ya giderek Türkçe namaz kıldırmak için izin istediği, şartların elvermemesi nedeniyle talebin geri çevrildiği hatırlatılıyor, beklenen vaktin geldiği söyleniyordu. Ziya Gökalp’in 1918 yılında Yeni Hayat Mecmuasında yayınladığı “Vatan” adlı şiiri, bunu söyleyenlerin dilinden düşmez olmuştu:
“Bir ülke ki, camiinde Türkçe ezan okunur
Köylü anlar manasını namazdaki duanın
Bir ülke ki, mektebinde Türkçe Kur’an okunur
Küçük, büyük herkes bilir buyruğunu Hüdâ’nın
Ey Türk oğlu, işte senin orasıdır vatanın!”
Cumhuriyet kadroları, Ziya Gökalp’in bu düşüncelerinin artık hayata geçmesini istiyorlardı.
Kur’ân’ın tercümesi çalışmalarına Cumhuriyetin ilk aylarında başlanmış, biri askeri ateşe Albay Cemil Sait beyin yaptığı olmak üzere üç tercüme yayınlanmış, ancak ilim çevreleri başta olmak üzere kamuoyundan büyük tepki almıştı. Hatta bu tepkilerin en şiddetlisini bizzat Diyanet İşleri Reisi Rıfat Börekçi göstermiş, yayınladığı beyannamede bu çevirilere iltifat edilmemesi yönünde ikazlarda bulunmuştu. 1925 yılında, Meclis tarafından İstiklal Marşı Şairi Mehmet Akif’den Kur’ân meali........
