Yüz Yılın Sorunu Çözülürken Gelecek Bin Yılın Kapısı Aralanırken Erdoğan Vizyonu…
Uluslararası siyasette bazı diplomatik süreçler imzalanan anlaşmaların sayısından veya ekonomik büyüklüğünden çok ortaya çıkardıkları yeni stratejik yönelim nedeniyle tarihsel önem kazanır.
Türkiye ile Irak arasında son birkaç yılda geliştirilen kapsamlı iş birliği süreci bu nitelikte bir dönüşümü temsil etmektedir.
Güvenlikten enerjiye, ulaştırmadan ticarete, su yönetiminden savunma sanayiine kadar geniş bir alana yayılan anlaşmalar bütünü iki komşu devlet arasındaki ilişkilerin gelişmesinin ötesinde Orta Doğu'nun değişen jeopolitik ve jeoekonomik dengelerini yeniden tanımlayan bir vizyonu yansıtmaktadır.
Yirmi birinci yüzyılın uluslararası rekabeti klasik güç mücadelesinden farklı dinamikler üzerinden şekillenmektedir.
Askerî kapasite önemini artırarak korumakla birlikte devletlerin uluslararası sistem içerisindeki ağırlığını belirleyen unsurlar arasına enerji güvenliği, ticaret koridorları, kritik altyapılar, lojistik ağlar, dijital bağlantılar ve tedarik zincirleri de vazgeçilmez bir şekilde girmiştir.
Gücün üretildiği alanlar genişledikçe jeopolitiğin mahiyeti de değişmektedir. Günümüz dünyasında bir limanın kapasitesi, bir enerji terminalinin işlevi, bir demiryolu koridorunun sürekliliği veya bir boru hattının güvenliği birçok durumda askerî üsler kadar stratejik değer taşımaktadır.
Ekonomik bağlantısallık ile güvenlik arasında kurulan bu güçlü ilişki devletlerin dış politika önceliklerini de yeniden şekillendirmektedir.
Türkiye ile Irak arasında son dönemde ortaya çıkan yakınlaşmanın anlamı tam da bu dönüşüm içerisinde aranmalıdır.
Yarım asırdan fazla süre boyunca iki ülke ilişkilerinin gündemi büyük ölçüde güvenlik sorunları tarafından belirlenmiştir. Terör örgütlerinin Irak'ın kuzeyindeki varlığı, sınır güvenliği, düzensiz göç, merkezi otoritenin zayıflaması ve bölgesel istikrarsızlık Ankara ile Bağdat arasındaki temasların temel çerçevesini oluşturmuştur. Güvenlik kaygılarının belirleyici olduğu bu dönem, doğal olarak ilişkilerin ekonomik ve kurumsal boyutlarının ikinci planda kalmasına yol açmıştır.
Son dönemde geliştirilen yaklaşım ise güvenlik meselesini farklı bir zemine taşımaktadır.
Terörle mücadele, sınır güvenliği ve istihbarat iş birliği önemini korurken bu başlıklar artık ekonomik kalkınmayı mümkün kılan stratejik altyapının parçası olarak ele alınmaktadır.
Güvenlik ile refah arasındaki ilişkinin yeniden tanımlanması Türkiye-Irak ortaklığının en belirgin özelliklerinden biridir. Böylece güvenlik politikaları ile ekonomik entegrasyon birbirini tamamlayan iki unsur hâline gelmektedir. Bu değişimin kurumsal temelleri 2024 yılında başlatılan kapsamlı iş birliği süreciyle atılmış, 2025 yılında imzalanan yeni anlaşmalarla güçlendirilmiş, geçtiğimiz hafta Irak........
