menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Güvenli okul ve biz…

16 0
20.04.2026

Milletçe hepimizi derin elem ve üzüntülere boğan iki olay yaşadık. Şanlıurfa ve Kahramanmaraş illerimizde ülkemizde görmeye alışık olmadığımız ama özellikle ABD’de yaygın olarak gerçekleşen okul saldırıları ile karşılaştık. Hayatını kaybedenlere Allah rahmet eylesin, yaralı kurtulanlara acil şifalar diliyorum.

Sorun bu haliyle şimdi baş vermekle birlikte, okullarımıza ilişkin kaygılarımız, eğitim-öğretim sistemimize yönelik önerilerimiz hep var. Nitekim 2020 yılında tamamlayıp kamuoyu ile paylaştığımız Güvenli Okul (Pegem Yayınları, Ankara, 2020) adlı çalışmamızda konunun ne kadar önemli olduğunu paylaşmıştık. Milli Eğitim Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ile birlikte gerçekleşen bu çalışmamızda bu gün her biri ile ayrı ayrı yasal düzenlemeler yapılarak çözüm aranan hususlara ve elbette bu şiddete de değinmiştik…

Okullarda yaşanan silahlı şiddet olayları artıyor ve günümüzde toplumlar açısından en karmaşık ve çok katmanlı kriz alanlarından biri olarak karşımıza çıkıyor. Bu tür hadiseleri bireysel patolojiler, güvenlik zaafları ya da anlık sapmalar üzerinden açıklamak, meseleyi indirgemek anlamına gelir. Bu olaylar; iletişim kopukluklarının, değer erozyonunun, kurumsal zafiyetlerin ve kültürel çözülmelerin kesişim noktasında ortaya çıkan sistemik kırılmalardır. Dolayısıyla “güvenli okul” yaklaşımı da aynı ölçüde bütüncül, disiplinlerarası ve derinlikli bir perspektif gerektirir.

Geleneksel güvenlik yaklaşımları, okulu koruma altına alınması gereken bir “mekân” olarak ele alır. Bu çerçevede kamera sistemleri, giriş-çıkış kontrolleri, güvenlik personeli gibi araçlar ön plana çıkar. Ancak son yirmi yılda yapılan araştırmalar, bu tür önlemlerin tek başına şiddeti önlemede sınırlı etkiler ürettiğini göstermektedir. Bunun temel nedeni, şiddetin çoğu zaman fiziksel mekânda değil, bireyin zihinsel ve duygusal dünyasında filizlenmesidir.

Bu noktada “güvenli eğitim iletişimi” kavramı önem kazanmaktadır. Güvenli eğitim iletişimi, zorunlu öğrenim çağındaki bireylerin eğitim hayatlarında karşılaşabilecekleri güvenlik sorunları ile ilgili tüm paydaşlar arasında gerçekleşen iletişimsel süreç ve becerileri kapsamaktadır.

Kavramın arkasındaki yaklaşım paydaşlar arasındaki iletişim süreçlerinin, iletişim kuranlar ve iletişime konu olanlar için güvenli bir niteliğe sahip olması ile okul güvenliğinin güçlendirilebileceğidir.

Bu kavram özünde, bireyin kendisini ifade edebildiği, duyulduğunu hissettiği, anlamlandırıldığı ve........

© Haber7