menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Okul kapısının yanındaki tehlikeler

15 0
12.09.2026

Dünya genelinde yeni eğitim-öğretim yılının heyecanla başladığı bu günlerde; velilerimiz çocuklarının kitap, kırtasiye, kıyafet, dershane ve etüt hazırlıklarıyla koşuşturmacaya girişirken, bir yandan da eskiden yalnızca öğrencilerin simgesi sayılan önlüğün artık öğretmenler için de zorunlu tutulması gerekip gerekmediği tartışma gündemini meşgul etmektedir. Ben ise bu satırlarda eğitim kurumlarının çevresiyle ilgili gözlemlerimi ve düşüncelerimi kaleme almak istiyorum.

Eğitimde başarının temel dinamiği olarak kabul edilen öğrenci – veli – okul (çevre) üçgeni, aslında birbirini dengeleyen bir sacayağı gibi işlev görür. Ne var ki "okul" denildiğinde akla çoğunlukla yalnızca öğretmenin başarısı, çalışkanlığı ve gayreti gelir. Oysa eğitim sürecini derinden etkileyen sosyal (arkadaş) ve fiziksel çevre gibi faktörler büyük ölçüde göz ardı edilmektedir.

Peki bu bağlamda sorulması gereken kritik soru şudur: Okul çevresinde çocukları bekleyen tehlikeler nelerdir?

Okul çevresinde çocukları ve gençleri bekleyen en ciddi sosyal tehlikelerin başında zararlı alışkanlıklar ve madde bağımlılığı gelmektedir. Çocuğu ve gençleri bu tehlikeye sürükleyen etkenler arasında arkadaş çevresi olduğu gibi okul çevresi de yer alabilir. Her sabah gözlerimizi açtığımızda bir önceki günden daha büyük bir operasyon haberiyle karşılaşıyoruz; bu haberlerin büyük çoğunluğu da uyuşturucu ile bağlantılı. Bu karanlık dünyanın asıl hedefi, çocuklarımızı ve gençlerimizi tuzağa düşürmek, onları bu bataklığa çekerek kendilerine bağımlı birer müşteriye dönüştürmektir. Bu amaçla okul çevreleri ve üniversite kampüsleri, bu kesimlerin en verimli "av alanı" hâline gelmiştir. Zararlı alışkanlıklara kapı aralamak ne yazık ki yalnızca ortaöğretimle sınırlı kalmayıp yükseköğretim yıllarında da sürmektedir.

Öte yandan toplumsal değer yargılarında yaşanan derin dönüşüm de bu tabloyu beslemektedir. "Helal kazancımla çoluk çocuğumun rızkını temin edeyim" kaygısı, günümüz insanının zihninde neredeyse silinip gitmiştir. Onun yerini "nereden ve nasıl olursa olsun, en kısa sürede en çok parayı kazanıp harcayayım" anlayışı almıştır. Helal-haram hassasiyetinden yoksun bu kazanç zihniyeti; insanı aldatmaya, sınır tanımadan daha fazlasını ele geçirmeye ve başkalarına verdiği zararı umursamamaya sürüklemektedir.

Okul çevresinde kimliği belirsiz şüpheli kişilerin dolaşması, denetimsiz internet kafe ve oyun salonlarının varlığı; üstelik bu mekânların hemen yakınında tek dal ve elektronik sigara satışının önünün açık tutulması, gençlerin bu zararlı........

© Haber7