menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İtibarsızlık yönetimi

35 0
03.04.2026

Yerel seçimlerin üzerinden yalnızca iki yıl geçmesine rağmen, CHP yönetimindeki bazı belediyelere ilişkin kamuoyuna yansıyan iddialar, yalnızca yerel yönetimleri değil, doğrudan partinin siyasal iddiasını tartışmaya açtı.

Yerel seçim zaferini iktidarla taçlandırma hayali, daha yolun başında, toplumsal güvenle çarpışarak komaya girdi. Ortaya çıkan tabloyu, CHP iktidarında Türkiye filminin fragmanı olarak okuyanların sayısı her geçen gün artıyor.

Kurultayla ilgili şaibe iddiaları… derken yolsuzluk, rüşvet, taciz gündemleri; atasözümüzün dediği gibi (doğacak) oğlağımızı belli eden emarelere dönüştü. 

Peki, bu iddialar parti yönetimi ve medyasınca nasıl karşılanıyor? Nasıl çerçeveleniyor?

Seçmene nasıl sunuluyor? Sürece kriz yönetimi mi yoksa seçmen algısına yönelik sistematik bir yönlendirme mi hâkim? Eleştirme refleksinin törpülendiği, sorgulama eşiğinin düşürüldüğü, sadakatin aklın önüne geçirildiği bir tür zihinsel iğdiş sürecinin varlığından söz edilebilir mi?

Normal şartlarda bu ölçekteki iddialar karşısında beklenen şey nettir: Şeffaflık, hesap verebilirlik ve güçlü bir iç denetim mekanizması. Ancak görünen tablo bunun tam tersi. Kriz çözülmüyor; yeniden tanımlanıyor. Sorun ortadan kaldırılmıyor; anlamı değiştiriliyor. Yani itibar değil itibarsızlık yönetiliyor.

İtibarı onarmak yerine, itibarsızlığı normalize etmek… “Evet, bunlar olabilir ama asıl mesele bu değil”........

© Haber7