“Epstein” sızıntısında iblisin üç ayağı var: Firavunî güç, Nemrutî akıl, Şeddadî ihtişam
Firavun, Nemrut (Hz. İbrahim) ve Şeddad (Ad kavmi), tarih sahnesinde kalmış değiller. Her devirde görülebilen üç farklı sapmanın sembolleri olarak düşünebiliriz: Güç, akıl ve refah.
Güç, akıl ve refah, yerinde ve kararında olduğunda “nimet”, haddi aştığında ise “felaket” oluyor.
Firavun, gücün putlaştırılmasını temsil ediyor.
Güç, önemli ve gerekli ama adil ellerde olursa. Aksi halde güç, sapma veya sapıtma ile neticelendiğinde, karşımıza Firavun profili çıkıyor.
Firavun zalimliklerin zirvesi bir profil ama sadece zalimlik değil; aynı zamanda “otoritenin ilahlaşması” anlamına da geliyor. “Firavunlaşmak” aslında “ilahlaşmak” ile eşdeğer.
Ancak bu ilah adil değil! İnsanların çoğunu ezerken, kendi kölesi/kulu yaptığı bir kısmını da imtiyazlı (elit) kılan ilah.
Dahası, Firavun, zulmünü gizlemeyen bir ilah/tanrı! “Ben sizin en yüce rabbinizim” demesi de bununla ilgili. Gücünün hesabını vermeme iddiasının en net ifadesi.
Bugün tanrılık/tanrıçalık iddiası da bu kadar açık hale gelmeye doğru hızla ilerliyor. Zira “kanun benim”, “ölçü benim”, “itiraz edemezsin” diyen her kişi/yapı firavunî bir zihniyet taşıyor zaten.
Nemrut ise aklın sapmasını temsil ediyor, diyebiliriz.
Akıl, diğer yaratıklardan insanı ayıran en büyük nimetlerden biri. Ancak aklın sapması da mümkün; sapıp şeytanî vasfa bürünüp insanlığa zararlı hale gelebiliyor.
Hazreti İbrahim’le girdiği tartışmada Nemrut’un yaptığı şey cehalet değil; bilerek çarpıtma. Meselenin hakikatini aramak yerine, tartışmayı güç........
