Orta Doğu’da Bilek Güreşi
Ortadoğu yine dünyanın nabzının attığı coğrafya haline geldi.
ABD’nin İran’a yönelik artan askeri baskısı, yalnızca bölgesel bir gerilim değil; aynı zamanda küresel güç dengelerinin yeniden tanımlandığı bir sürecin parçası olmaya başladı. Bugün mesele sadece İran ile Washington arasındaki bir kriz değil, çok kutuplu dünyanın nasıl şekilleneceğine dair büyük bir sınav.
Son yıllarda Çin ve Rusya’nın İran’a verdiği destek, klasik “karşıtlar karşıtı” dayanışmanın ötesine geçmiş görünüyor. Açıklamalar, ekonomik anlaşmalar ve askeri iş birliği girişimleri, Avrasya merkezli yeni bir stratejik eksenin oluştuğuna işaret ediyor. Bu durum, ABD’nin uzun süredir sürdürdüğü tek kutuplu güç algısına karşı bir denge arayışını da beraberinde getiriyor.
Ancak burada önemli bir gerçek var: Moskova ve Pekin’in desteği sanıldığı gibi koşulsuz değil. Her iki ülke de İran’ın tamamen yalnız kalmasını istemese de doğrudan bir askeri çatışmanın içine girmek istememekte. Bu nedenle ortaya çıkan tablo, ideolojik bir ittifaktan ziyade çıkar temelli bir ortaklık görünümünde.
İran cephesinde ise farklı bir strateji dikkat çekiyor. Tahran yönetimi, klasik askeri güç yarışında ABD ile rekabet edemeyeceğinin farkında olduğu için “asimetrik savaş” tercihi gündeme gelecek gibi. Hürmüz Boğazı gibi dar ve stratejik geçitlerde........
