Kendi evinde görünmez olmak!
Avrasya Bir Vakfı Gençlik Merkezi ile İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi, geçen mayıs ayında ortaklaşa “I. Uluslararası İlişkiler ve Hukuk Sempozyumu” düzenlemiş, geniş ses getiren programa onur konuğu olarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman katılmıştı. Erhürman burada yaptığı konuşmada, Kıbrıs davasının güncel politikalara kurban edilmemesi gerektiğini, yarım asırlık mücadeleyi özetleyerek dile getirmiş, üniversitenin tarihî Mavi Salonunu dolduranlara duygusal anlar yaşatmıştı. Cumhurbaşkanı, dünyaya egemen eşitlik ve bağımsızlık mesajları vermiş, Türkiye’nin ve Kıbrıs Türk halkının haklı davasını ilmî, hukukî ve tarihî boyutlarıyla bir kez daha dünyaya haykırmıştı.
Böylesine yüksek bir millî şuur ve hassasiyet sergileyen üniversitede geçen hafta -pek dikkat çekmese de- önemli bir etkinliğe imza atıldı. Üniversitenin Cemil Bilsel Konferans Salonunda, Türk Coğrafya Kurumu’nun ev sahipliğinde “22. Uluslararası Coğrafya Olimpiyatı”(iGeo 2026) gerçekleştirildi.
Haber bu kadar değil elbette…
Programda yaşananlar akademik hafızanın nasıl bir anda silinebildiğini ve uluslararası siyasetin göstergeler dünyasında nasıl ağır bir yenilgiye uğranabileceğini gözler önüne serdi.
Uluslararası ilişkiler yalnızca diplomatik notalardan veya anlaşmalardan ibaret değildir. Özünde semiyotik bir mücadeledir. Devletler, meşruiyetlerini unvanlar, bayraklar ve protokol ritüelleri üzerinden dolaşıma sokar.
İstanbul’un kalbinde Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) “Kıbrıs Cumhuriyeti” olarak anons edilmesi ve bayrağının göndere çekilmesi, semiyotik açıdan şu mesajı kodlamıştır: "Adanın tek meşru ve egemen temsilcisi........
