menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

‘Gıda Milliyetçiliği’ ve FOODİST fırtınası

10 0
02.09.2026

Toprak, üzerinde yaşayan milletin yalnızca karnını doyurduğu kuru bir arazi parçası olarak tarif edilemez.

Toprak; hafızadır, vefadır, haysiyettir ve en nihayetinde vatandır.

İnsanlık, tarihinin en keskin kırılma noktalarından birinin tam ortasında savrulurken, gökyüzünün dengesini bozan iklim krizleri, sınırları yeniden çizen savaşlar, parçalanan tedarik zincirleri ve küresel sermayenin açgözlülüğü, hayatın en yalın ve en mukaddes gerçeğini bir tokat gibi yüzümüze yeniden çarptı: Gıdanın, artık sadece bir ticaret konusu olmadığı, doğrudan doğruya bir varoluş, milli güvenlik ve egemenlik meselesi olduğu gerçeği...

Dünyada “gıda milliyetçiliği”nin yükseldiği, sınır kapılarının ambarlara kilit vurularak kapatıldığı, ekmeğin ve suyun adeta birer jeopolitik silaha dönüştürüldüğü böylesi bir karanlık çağda; Doğu ile Batı’nın, gelenek ile geleceğin, kadim ahlâk ile modern üretimin kalbi olan İstanbul’dan dünyaya vakur ve bereketli bir ses yükseliyor.

TÜYAP/Beylikdüzü’nde kapılarını açan ve 4 Eylül’e kadar sürecek olan “FOODİST İstanbul Uluslararası Gıda ve İçecek Ürünleri Fuarı”, fuarcılık terminolojisinin soğuk kavramlarıyla geçiştirilemeyecek kadar büyük bir vizyonun, yerli ve millî dayanışma ruhunun manifestosu niteliğinde. 10 koca salona yayılan 120 bin metrekarelik devasa alanda sergilenen materyaller, yalnızca ambalajlı ürünler veya son teknoloji makineler değil, Anadolu insanının yüzyıllardır toprağa damıttığı alın teri, üreticimizin sarsılmaz sebatı ve Türk ihracatçısının dünyayı kucaklayan fetih vizyonu olarak okunabilir.

FOODİST’in daha ilk yılında ulaştığı boyut, Türkiye’nin küresel ticaretteki ağırlığını ve bu organizasyonun arkasındaki ortak iradenin azametini gözler önüne seriyor. Türkiye Gıda Platformu (TGF) çatısı altında kenetlenen Hububat İhracatçı Birlikleri, Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu (TGDF) ve Ev Dışı Tüketim Tedarikçileri Derneği (ETÜDER), yıllardır enerjiyi bölen dağınıklığı bir kenara bırakıp “birlikte rahmet vardır” şuuruyla tek bir gövde haline geldi.

Türkiye ile birlikte ABD’den Çin’e, Rusya’dan İspanya’ya, Özbekistan’dan Mısır ve KKTC’ye kadar 22 ülkeden bine yakın marka ve firma; 150 ülkeden 70 bini aşkın nitelikli ziyaretçi hedefi fuarın görkemini gözler önüne seriyor.

Fakat bu tablonun en çarpıcı ve can alıcı damarı, şüphesiz Batı Avrupa’dan Sahra Altı Afrika’ya, Kafkaslar’dan Latin Amerika’ya kadar 60’ı aşkın ülkeden İstanbul’a getirilen 2 bin kişilik dev profesyonel alım heyeti. Gıda perakende zincirlerinin, devasa distribütörlerin ve uluslararası satın alma karar vericilerinin, rotalarını başka merkezlerden çevirip eylül ayının ilk günlerinde İstanbul’a akın etmesi tesadüf değil. Zira ISM Middle East gibi küresel etkinliklerin takvim kaymalarını büyük bir stratejik akılla fırsata çeviren Türkiye, yılın son çeyreğindeki küresel tedarik anlaşmalarının merkez üssü haline gelmiş durumda

Başından itibaren fuarın yürütücü aklı olan İHBİR Başkanı Kazım Taycı’nın da işaret ettiği gibi, İstanbul’un 3-4 saatlik uçuş mesafesiyle trilyonlarca dolarlık pazarların tam kalbinde yer alması ve Rusya-Ukrayna savaşıyla aksayan Kuzey........

© Haber7