menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Dijital Sahteciliğin Jeopolitiği! Septisizm Tuzağından Nasıl Korunuruz ?

19 0
07.03.2026

Günümüzde, dijital sahtecilik artık münferit bir suç değil, sistematik bir gerçeklik aşındırma operasyonu haline gelmiştir.

Bugün bir görüntüye, bir ses kaydına, bir belgeye güvenemiyorsak mesele teknik değildir.
Eğer gerçeği tartışmalı hale getirirseniz, toplum savunmasız kalabilir. Günümüzde gerçeği muğlaklaştırmak, en etkili jeopolitik silahlardan biri haline gelmiştir.

Dijital Sahtecilik ve Ulusal Güvenlik Riski

Dijital sahtecilik artık bireysel dolandırıcılık sınırını aşmıştır. Gerçeğin teknik olarak üretilebilir, manipüle edilebilir ve çoğaltılabilir hale gelmesi; devletin, hukukun ve demokrasinin dayandığı zemini doğrudan hedef almaktadır.

Bir devletin sınırları tanklarla değil, önce hakikat aşındırılarak düşürülür.

Gerçek ile sentetik arasındaki çizgi silinirse, toplumsal sözleşmenin temeli çöker. Çünkü hukuk gerçeğe dayanır. Adalet, doğrulanabilir olgular üzerine inşa edilir. Parlamento ise doğru bilgiyle karar alır.

Eğer bilgi tartışmalıysa, karar da tartışmalıdır.

Hukukun Uğrayacağı Zarar

Bir ses kaydı delil değilse,
Bir video kesin kanıt sayılmıyorsa,
Bir belge üretilebilir kabul ediliyorsa…

Mahkeme neye dayanacaktır? Savcı ve Hâkim hangi zeminde kanaat oluşturacaktır?

Dijital delil reformu artık bir tercih değil zorunluluktur.

Avrupa’da European Union tarafından “kabul edilen ve kademeli uygulamaya giren” Artificial Intelligence Act, yüksek riskli yapay zekâ sistemlerine düzenleme getirmektedir. Ancak bu dahi yeterli değildir.

Türkiye’de Meclis bu konuyu yalnız teknoloji başlığı altında değil, adaletin geleceği başlığı altında ele almak zorundadır.

Hakikat Krizi: Felsefî Derinlik

Hakikat meselesi insanlık tarihi kadar eski ve ilk kez bu ölçekte teknolojik müdahaleye maruz........

© Haber7