menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Algoritmalar siyaseti şekillendirebilir mi ? Bizi kim izliyor? Biz ne zaman razı olduk?

25 0
17.01.2026

“Bu yazı, algoritmaların bireysel tercihler ve siyasi yönelimler üzerindeki etkisini ele alan uluslararası akademik çalışmalar, düşünce kuruluşu raporları ve insan hakları metinlerinden yararlanılarak hazırlanmıştır. Amaç, dijital çağda irade kavramını yeniden düşünmeye davet etmektir.”

Günümüzde, bir konuyu düşünüyor, konuşuyor, hatta sadece merak edip sosyal medya, arama motorları ya da yapay zekâ platformları üzerinden kolayca araştırabiliyoruz.

Saatler sonra Bir e-postada, bir reklâm tanıtımında, “Tesadüf” olarak o konu karşımıza çıkıyor, o an aklımıza acaba :“Bizi mi dinliyorlar? ” düşüncesi öne çıkıyor.

Aslında sizi Dinlemiyorlar.

Onlar Daha kötüsünü yapıyorlar Sizi artık Tanıyorlar.

Ne konuştuğumuzu bilmek zorunda değiller ne düşündüğümüzü de ve bizi dinlemeleri de gerekmiyor artık. Çünkü biz,

Aramalarla…

Tıklamalarla…

Okuduklarımızla…

Durup baktığımız ekranlarla…

Kabul ettiğimiz ama okumadığımız izinlerle…zaten kendimizi sisteme detaylı olarak tanıtmıştık

Profil Çıkarma:

Günümüzde modern dijital düzen, gözetim üzerine değil, profil çıkarma üzerine kurulu.

Ne söylediğiniz değil, neye eğilimli olduğunuz önemli artık, bizi gözlemelerine sesleri kaydetmeye gerek kalmadı.

Çünkü yönlendirme ve tanımlama bilgi ile değil alışkanlıklardan yapılıyor.

Bugün şirketler, platformlar ve hatta bazı devlet yapıları da şunu biliyor:

İnsanı zorlamaya gerek yok. İnsan razı olursa her şey daha kolaylaşır.

Ve biz de razı olduk.

“Daha hızlı olsun” diye…

“Kolaylık sağlasın” diye…

“Ücretsiz hizmet” diye…

Karşılığında ne verdiğimizi sormadık. Çünkü bedel hemen ödenmedi.

Artık bireyler izlenmiyor; önceden tahmin ediliyor.

Ne satın alacağımız, neye kızacağımız, hangi habere inanacağımız,
hatta hangi korkuya daha hızlı teslim olacağımız…

Bunların bilinmesi, istatistik ile mümkün.

İşte asıl tehlike burada başlıyor.

Çünkü insan, fark etmeden kendi karar mekanizmasını yavaşta olsa tanımadığı sistemlere devrediyor.

Bir öneri geliyor, biz “ben seçtim” sanıyoruz.

gündem oluşuyor, “toplum böyle düşünüyor” zannediyoruz.

Oysa çoğu zaman önümüze sadece istenen seçenekler konuyor.

Bu bir komplo teorisi değil. Bu, dijital ekonominin iş modeli. Verinin kıymetli oluşu. bu yeni itaat sistemi, baskıyla değil, konforla sağlanıyor.

Hedef:

En ürkütücü olan da bu sistemin çalışması için kötü niyetli insanlara ihtiyaç yok.........

© Haber7