Şam, Reis’i bekliyor
Kim olsa ortam yatışır yatışmaz hemen ziyaret ederdi. Büyük bir gövde gösterisi eşliğinde milyonlara hitap eder ve halk devrimine verdiği kesintisiz desteği bütün cihanın gözünün ta içine sokardı.
Bilgece davrandı ve işlerin doğal akışında ilerlemesini istedi. Ziyareti ise olağanüstü bir sabırla bekledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Suriye ziyaretinden bahsediyorum. Halk devriminin ilk günlerinde Devrim Lideri Ahmet Şara’nın arabasında Mit Başkanımız İbrahim Kalın’ı görür görmez ilk aklıma gelen şey, Erdoğan’ın Şam ziyareti olmuştu. Burayı en kısa zamanda ziyaret etmeliydi Reis. Böyle bir ziyaret yeri yerinden oynatır, diye düşündüm. Suriye halkına yıllarca kucak açan ve onlar için en büyük çabayı harcayan oydu zira. Eleştirilere göğüs geren, provokasyonlara karşı her an teyakkuzda olan ve belki de siyasi anlamda en ağır bedeli ödeyecek olan da oydu.
Ülkedeki ekonomik darboğaza rağmen Suriyelilere dair her zorluğa katlandı, her karşı çıkışa direndi Erdoğan.
“Suriyelilerin bizim ülkemizde ne işi var?” diyenlere Muhacir- Ensar nitelemesiyle bilgece cevaplar verdi. Türk milletinin mayasında olan kardeşlik hukukuna, insanlık onuruna ve misafirperverlik değerine dair çarpıcı örnekler sunarak toplumumuzun kültür erozyonuna uğramasının önüne geçti. “Türkiye Suriyelileşecek “diyenlere hiç aldırış etmeden sadece gülüp geçti. Bu süreçte bir kısım genç seçmenin desteğini kaybetse bile hiçbir zaman tereddüt göstermedi ve yolundan dönmedi.
Günün sonunda kazanan Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Türk Devlet Aklı oldu.
Bu zafer günübirlik görkemli bir ziyaretle taçlanmalıydı kanaatime göre. Bekledim durdum aylarca. Birkaç kez yazmaya da niyetlendim. Hatta “Şam Reis’i bekliyor” diye başlık atmayı da hayal ettim. Hiçbir ses çıkmayınca iki şeye yordum bunu. Birincisi güvenlik. İkincisi de Suriye devriminin başta ABD olmak üzere bütün dünya nezdinde kabul görüp bu ülkeye yönelik yaptırımların........
