Ekranlar mı kayıyor yoksa nesillerimiz mi?
Dünyada yaşanan büyük sosyal/siyasi değişim ve dönüşümler insanın insan, toplum ve tabiatla ilişkisini derinden etkilemiş, kökten sarsmış ve kendi hedefleri doğrultusunda yeniden şekillendirmiştir.
Şimdilerde “dijital dönüşüm” adı verilen bir bumerangın tam merkezindeyiz.
Belki de dünya tarihinin gelmiş geçmiş en büyük bireysel ve sosyal depremiyle karşı karşıyayız. Bu zelzelenin öncü sarsıntıları, toplumda yaşanan bireysel ve sosyal çöküntülerle kendisini iyiden iyiye hissettirmeye başladı. Gerekli tedbirler alınmazsa yakın bir gelecekte birey ve toplumlar bu dijital dönüşümün çok daha şiddetli sarsıntı ve yıkımlarıyla yüzleşecek gibi görünüyor.
Dijital dönüşüm, beyin devriyle hız kazandı.
Çocuk ve gençlerimiz başta olmak üzere neredeyse toplumun bütün fertlerinin biricik beyinlerini akıllı telefonlara, tablet ve yapay zekâ unsurlarına devretme süreci olanca hızıyla devam ediyor.
Bütün uyarılara ve alınan tedbirlere rağmen epey süreden beri öğrencilerde ders esnasında not tutma alışkanlığı iyice zayıfladı. Çocuklar defter tutmaya karşı da epey dirençli haldeler. Derste anlatılanları not tutma işleri sınıflarda duyarlı bir kişinin üzerinden yürür vaziyette. O kişi derste not alıyor. Daha sonra sosyal medya üzerinden arkadaşlarıyla bu notları paylaşıyor. Eğer öğrencilerin yanlarında telefon varsa o zaman iş daha da kolaylaşıyor. Tahtaya yazılanların resmini çekilerek bu iş kökten hallediliyor vesselam.
Oysa inceleme, araştırma, okuma ve yazma gibi insan beynini geliştirip güçlendiren işlerden el etek çekilmesinin üzerinden geçecek her saniye, insan zihnini daha da küçülterek beyin devrini hızlandıracak ve dijital dönüşümün bütün aygıtlarıyla toplumların üzerine kalıcı olarak çullanmasına zemin hazırlayacaktır.
Gençlerin sosyal medya ve oyun bağımlılığı sadece beyinlerinin........
