Atık kusan bir çağda sıfır atıkla yaşamak mümkün mü?
Öyle günlerden geçiyoruz ki etrafımızdaki her şey atık kusuyor; İnsanlar, fabrikalar, iş yerleri, oteller ve evler. Bütün hücreleri atık üretmeye ayarlı korkunç bir çağda yaşıyoruz. Üstelik bu atıkların çoğu da zehirli.
Fabrika atıkları havamızı ve suyumuzu zehirlemeye kurulu bir saat gibi işliyor. Petrol ve türevlerinden imal edilen pet ve plastik ürünler bütün insanlığın ortak evi olan tabiatı neredeyse yok olma noktasına getirdi. Evsel atıklar çevremizi zehirlemeye devam ediyor. Yaydığı pis kokular nedeniyle pek çok akarsuyun yanına bile yaklaşamıyor, ormanların kenarında dolaşamıyor, birçok sahilde denize dahi giremiyoruz.
Bilginin bile atık olduğu korkunç bir çağın içindeyiz.
Sıcak günler kapıda. Mahallelerdeki çöp kutularında envai çeşit atık kokusu birbirine hunharca karışmaya başladı bile. Eski kitaplardan insanları gül ve hanımeli kokularının karşıladığını öğrendiğimiz sitelerin girişlerinde şimdilerde yoğun atık kokuları pusuya yatmış vaziyette.
Egzoz ve baca atıkları nedeniyle ölüm fiyatına hayat satın alıyoruz kentlerde.
Olay sadece bundan da ibaret değil üstelik. Maddi alanda olduğu gibi mana tarafında da derin kırılmalar yaşıyoruz. Fabrikasyon dini ritüeller ve belli merkezlerde üretilen fason bilgilerle karşılaşıyoruz mesela. Bin yılların ötesinden getirdiğimiz milli ve dini değerlerden tutun da bilgiye kadar her alanın bu yeni düzende tek kullanımlık bir atık olarak tasarlandığı talihsiz günlerden geçiyoruz. İnternet aracılığıyla kontrolsüzce ve gelişigüzel pompalanan çoğu bilgi, başta çocuklar olmak üzere gençliği ve bütün toplumu gözlerimizin önünde zehirlemeye devam ediyor.
“Satın al, daha çok tüketerek doyasıya hazzı yaşa ve buruşturup at” çağında yaşıyoruz vesselam. Bu durumun bizim kültür ve medeniyet ikliminde yaşanması ise kelimenin tam manasıyla bir bilinç tökezlemesi.
Bütün insanlığın kurtuluşu için gönderilmiş bir dinin mensupları ve alemlere rahmet olarak gönderilmiş kutlu bir elçinin ümmeti olmamıza rağmen dünyadaki bu zihni tökezlemelere direnç gösteremememiz tam bir akıl tutulması. Üstelik bakiyesinde tam bağımsızlık mücadelesi verdiğimiz Osmanlı’nın kurucu sultanı Osman Gazi’nin, dünyanın her tarafında olup bitenden haberdar olmamızı salık veren “yeryüzü çadırınız olsun” mesajı hala kulaklarımızda canlı iken bunu yaşamamız da işin cabası.
Çok........
