Atina’nın hiç bitmeyen azınlık nefreti!
Yunanistan, Türk azınlığa yönelik sinsi planlarına her geçen gün yeni birini ekliyor!
Batı Trakya, Lozan Barış Antlaşması’nda ‘adil bir bölgesel denge kurma’(!) amacıyla kurgulansa da zaman içinde bu denge Yunanistan lehine tek taraflı bozulan en hassas diplomatik alanlardan biri hâline geldi ne yazık ki…
Bölgede tarihsel ve kültürel kökleriyle varlığını sürdüren Türk soylu azınlık, son dönemde hem sosyo-ekonomik hem de demografik baskı araçlarının odağında yer alıyor. Yunanistan yönetiminin sınır bölgelerine, özellikle de Türk nüfusun yoğun olduğu Meriç ve Rodop havzasına yönelik uygulayageldiği planlı nüfus ve iskân politikaları, iyi niyetli bir bölgesel kalkınma hamlesinin ötesinde, oldukça kötücül, tescilli bir demografik mühendislik çabası olarak karışımıza çıkıyor.
Atina yönetiminin sınır bölgelerine etnik Yunan asıllı vatandaşları yerleştirme stratejisinin temelinde, sınır güvenliği gerekçesinin arkasına gizlenmiş bir homojenleştirme politikası yatıyor. Aslında bu yaklaşım, Türk azınlığın yoğun olduğu coğrafi bütünlüğü kırmayı ve bölgedeki yerel idari mekanizmalarda Türk soylu temsil oranını marjinalleştirmeyi hedefliyor!
Devlet teşvikleri, vergi muafiyetleri ve lojman imkânlarıyla desteklenen bu yapay nüfus transferi, Lozan Antlaşması'nın ruhuna aykırı olduğu gibi, Avrupa Konseyi Ulusal Azınlıkların Korunmasına İlişkin Çerçeve Sözleşmesi’nin 16. maddesinde açıkça menedilen "azınlıkların yaşadığı bölgelerdeki nüfus oranlarını değiştirmeyi amaçlayan........
