Mekke Anlaşması: Niçin yapıldı?
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında dün Mekke’de imzalanan Ortak Savunma Anlaşması, aniden gündem olsa da, böyle bir anlaşma için uzunca bir süredir arka planda ciddi görüşmeler/çalışmalar yapılıyordu.
Bundan 6-7 ay kadar önce Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’la yaptığımız bir sohbette, kendisi “Bu konudaki görüşmelerin devam etmekte” olduğunu dile getirmişti.
Cevdet Bey bu cümleyi kurarken, konunun ciddiyetle sonuca ulaştırılmak istendiğine dair bir ton da vardı ifadelerinde.
Bu köşede aktarmıştım…
İki üç ay kadar önce yine bir sohbet ortamında bir başka üst düzey isim, yine bu anlaşmanın mahiyetine dair, “Bu bir zorunluluk” tabirini kullanmıştı.
‘Zorunluluk’ ifadesinin güvenlik boyutuyla alakalı bir bağlamının olduğunu tahmin edersiniz.
TÜRKİYE SAVUNMA SANAYII TEKNOLOJİSİYLE…SUUDİ ARABİSTAN PARASIYLA… PAKİSTAN NÜKLEER GÜCÜYLE…
Dünya genelinde 2’inci Dünya Savaşı sonrası oluşturulan ‘kurala dayalı’ uluslararası sistemin hayatiyet damarları, kuralları ve kurumlarıyla birlikte tartışılır hale gelince, bu durum, küresel anlamda bütün ülkeler açısından yeni arayışları beraberinde getirdi.
Artık Mısır’daki sağır sultan da duydu:
Dış politika jeopolitik fay hatlarının aynı anda nadiren harekete geçtiği bir ‘belirsizlik’ döneminin içinden geçiyor dünya.
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan bu üçlü savunma paktına benzer başka arayışlar Avrupa’da da var.
ABD’nin, Trump yönetimiyle birlikte Avrupa’yı 1945’ten beri sürdürdüğü güvenlik şemsiyesinden mahrum bırakma tehdidi, Avrupa ülkelerini yeni arayışlara, yeni yönelimlere sevk etti.
Mesela Almanya, Fransa’nın nükleer caydırıcılığından yararlanmak adına Paris........
