Yaşam hakkını savunmayalım mı?
Önceki gün Yunan Sahil Güvenliğine ait bir tekne, Sakız Adası kıyılarında göçmen taşıyan bir bota müdahale etti.
Ama ne müdahale!
Göçmenlerden en az 15 kişi ölmüştü. Kıl payı kurtulan 25 de yaralı vardı. Tıpkı bir zamanlar Aylan bebeğin başına gelen gibi, bir umut arayışı ile yollara düşen çaresiz insanlar, yolculuğun bedelini canları ile ödemişti.
İlk gelen veriler, Yunan Sahil Güvenliğinin göçmenleri taşıyan şişme bota çarptığını gösteriyordu. Aynı gece bu haberi -hiçbir yorum katmadan- sosyal medya hesabımdan duyurdum.
Olayın üzerinden saatler geçtikçe trajedinin boyutları ve Yunan ordusunun bu işteki kusuru çok daha net görülmeye başlandı.
Miçotakis hükümetine yakın medya kuruluşları ise sorumluları aklamak için elinden geleni yapıyordu.
Yunanistan’ın önemli özel kanallarından Skai televizyonu da bu aklama işine soyunanlardan biri. “Sütte leke var sahil güvenlikte leke yok” türünden, hükümetin açıklamalarını geveleyip duran bir haber yapmışlar.
Ancak haberlerinde bana dokumayı da ihmal etmemişler...!
“Ne alaka” demeyin, akılları sıra Yunanistan’daki Türk karşıtlığını kullanıp “Türk gazeteci böyle diyorsa o zaman tam tersidir” demeye getirecekler! Ucuz bir kurnazlık…
Skai TV, bana atıfta bulunarak şöyle diyor:
Türkiye'de trajediyi siyasi olarak istismar etmek için acele edenler çıktı bile. Bir Türk gazeteci, "Yunan sahil güvenlik ekipleri Sakız Adası açıklarında bir göçmen teknesine çarptı" iddiasında bulundu ; ancak Yunan yetkililerinden gelen fotoğraflar bunun tam tersini gösteriyor ve Yunan devriye botunun hasar gördüğünü ortaya koyuyor.
Öncelikle şu kısmı netleştirelim…. Skai TV’nin beni “yalancı” çıkarmak için kullandığı fotoğraflar tam bir komedi.
Skai TV, tekne gövdesindeki........
