Suriye’deki asıl büyük risk
Halep’i en son 2009 yılında görmüştüm. 17 yıl uzun zaman ama, daha önemlisi bu zaman zarfında ülkenin en kötü iç savaşlardan birine sahne olmuş olması. Bugün, Türkiye’nin de desteği ile artık iç savaşı geride bırakmış bağımsız bir Suriye devleti var. Ama Suriye dediğimiz ülke esasen çok büyük bir yıkıntıdan ibaret.
Terk edilmiş köyler, kasabalar…. Harabeye dönmüş mahalleler…Çökmüş bir alt yapı ve sanayi… En önemlisi de hala ülkeye dönmemiş olan yetişmiş insan gücü.
Suriye, savaştan önce de çok gelişkin bir ülke değildi. Esad rejimi, iktidarını sürdürmek için kalkınma ve refah yolunu değil, baskı ve diktatörlük yöntemlerini seçmişti. Ülkede kayda değer sanayi tesisi yok denilecek kadar azdı.
Geri kalmış ekonomi koşullarının üstüne bir de iç savaş eklenince Suriye, dünyanın en yoksul ülkelerinden biri haline geldi. Azez, Halep ve Tel Rıfat’taki gezimizde de bu yoksulluk ve çaresizliği kendi gözlerimizle gördük.
Tel Rıfat’ta konuştuğum Hamit, 50 yaşlarında bir adam. Mesleği terzilik. 13 yıl Türkiye’de yaşadıktan sonra evine dönmüş. Ancak çalışamıyor, çünkü elektrik yok! Evet en temel gereklilik olan elektrik şebekesi çalışmıyor. Onun için de hiçbir iş yapılamıyor. Koskoca bir şehir tarih öncesi devirlerdeki gibi yaşamak zorunda.
Halep’teki dükkanların........
