menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kazananı Olmayan Kirli Savaş

13 0
18.06.2026

Tarih boyu savaşlar kazananlar ve kaybedenler üzerinden anlatıldı. Ancak Amerika’nın, İsrail’in tahrikleriyle girdiği karanlık İran savaşı, zafer kürsüsünün boş kaldığı en güncel örnek olarak tarihe geçiyor.

Yüz günden fazla süren bu karanlık yıkımın ardından mutabakat zaptı için ABD Başkanı Donald Trump ve İran Cumhurbaşkanı Mesud tarafından resmi imzalar atılsa da taraflar arasında temkinli bir hava hakim.  

İsrail’in devam eden saldırgan tavır nedeniyle kırılganlıklar taşıyan barış, pamuk ipliğine bağlı; çünkü İsrail’in süreci sabote etme riski ve Lübnan’daki katliamları sürüyor.

Türkiye ise başından beri Cumhurbaşkanından Dışişleri Bakanına kadar, bölgemizi kana bulayan bu kirli savaşın sona ermesi için Pakistan, Katar ve Mısır’la birlikte en büyük diplomatik çabayı harcayan ülkelerin başında geldi.

Şimdi ABD Başkanı Donald Trump’tan İsrail’in soykırımcı Başbakanı Binyamin Netanyahu’ya ve İran’a kadar herkes kendi kamuoyuna bir "zafer hikâyesi" anlatma telaşında.

Oysa propaganda gürültüsü sustuğunda geriye kalan tek şey; binlerce sivilin kaybı, şehirlerde ve altyapılarda devasa yıkım, ağırlaşan insani durum, çöken güvenlik algısı ve ağır yara alan küresel ekonomi.

Aslında ortada kutlanacak bir zafer değil; paylaşılacak devasa bir enkaz ve kayıplar bulunuyor.

AMERİKA’NIN PAHALI GÜÇ GÖSTERİSİ

Venezuela’daki hızlı sonuçlar Trump yönetiminde tehlikeli bir özgüven patlamasına yol açmıştı. Trump’ın bu zafer sarhoşluğunu ve egosunu bir manivela gibi kullanan Netanyahu, peş peşe gelen stratejik kışkırtmalarla Washington’ı İran bataklığına çekti.

Trump; CIA ve askeri kurmaylarının uyarılarını hiçe sayarak Netanyahu’nun kanlı ajandasında bir figürana dönüştü.

Süreç boyunca tam 40 kez "Anlaşmaya çok yakınız" nakaratını tekrarlayan Trump, bir gün İran’ı "haritadan silmekle" tehdit edip ertesi gün "barışa hazırız" diyecek kadar ilkesiz bir pragmatizm sergiledi. Ancak beklenen hızlı zafer gerçekleşmedi.

Kriz uzadı, maliyet büyüdü ve savaş giderek bir çıkmaza dönüştü. Bu jeopolitik zikzaklar; müttefikine güven vermeyen, düşmanını ise caydıramayan bir liderlik fiyaskosudur.

ABD’nin mühimmat stoklarında bazı kalemlerde üçte bir,  bazılarında ise yarıya yakın erime oldu. Harcanan kritik Tomahawk ve Patriot füzelerini yerine koymanın 1 ila 4 yıl süreceği değerlendiriliyor.

Milyarlarca dolarlık uçak gemileri, savunma sistemleri ve bölgeye sevk edilen devasa askeri güç, Amerika’nın üslerini bile koruyamadı.

“Yüzen Kale” olarak adlandırılan uçak gemileri; çıkan yangınlar ve lojistik fiyaskolarla savaş makinesi olmanın ötesinde, Kızıldeniz’e sıkışma tehlikesi yaşayan........

© Haber7