Türkiye’nin dünya sahnesindeki yeniden yükselişi
Ankara NATO Zirvesi’nde Uluslararası Liderlerden Gelen Geniş Takdir, Türkiye’nin Diplomatik ve Stratejik Rolüne Duyulan Küresel Saygının Yeni Bir Seviyeye Ulaştığını Gösterdi
Tarih bize hiçbir milletin gücünün sonsuza kadar aynı seviyede kalmadığını öğretir. Devletler yükselir, imparatorluklar zayıflar, medeniyetler gelişir ve zamanla sahneden çekilir. Ebedî olan yalnızca bütün varlığın Rabbi olan Yüce Allah’tır.
Türk milleti bu tarihî gerçeği pek çok milletten daha iyi bilmektedir. Orta Asya bozkırlarından Abbasi saraylarına, Büyük Selçuklu Devleti’nden Konya’ya, Memlüklerden üç kıtaya hükmeden Osmanlı Devleti’ne ve nihayet Türkiye Cumhuriyeti’ne uzanan yolculuğu; zaferlerin, fedakârlıkların, yıkılışların ve yeniden doğuşların hikâyesidir.
Birinci Dünya Savaşı’nın ardından Osmanlı Devleti sona erdiğinde birçok kişi Türk milletinin tarih sahnesindeki büyük rolünün de bittiğini düşündü. Fakat Türkiye, ağır savaşların ve işgal girişimlerinin ardından bağımsızlığını korudu, Cumhuriyet’i kurdu ve yüz yıl içerisinde kendisini yeniden inşa etti.
Bugün artık yeni bir dönem başlamaktadır. Bu, geçmişteki bir imparatorluğun geri dönüşü değil; kendine güvenen, modern, güçlü ve uluslararası alanda giderek daha fazla söz sahibi olan Türkiye’nin yeniden yükselişidir.
Türkiye’nin dünya sahnesindeki konumu yalnızca coğrafyasından kaynaklanmamaktadır. Avrupa ile Asya’yı, Karadeniz ile Akdeniz’i, Doğu ile Batı’yı birbirine bağlayan stratejik konumu büyük önem taşımaktadır; ancak gerçek gücü halkının çalışkanlığında, tarihî tecrübesinde, güçlü ordusunda, gelişen savunma sanayisinde, diplomasisinde, üniversitelerinde, mühendislerinde ve girişimcilerinde yatmaktadır.
Son yıllarda inşa edilen köprüler, tüneller, otoyollar, hızlı tren hatları, havaalanları, şehir hastaneleri ve........
