Ulusal su planı gösteriyor: Asıl mesele yağmur değil yönetim
Yağmur yağınca seviniyoruz, baraj dolunca içimiz rahatlıyor.
Ama artık mesele sadece yağmur değil. Asıl mesele suyu ne kadar akıllı yönettiğimiz.
Tam da bu nedenle 14 Mart 2026’da Cumhurbaşkanı onayıyla yürürlüğe giren Ulusal Su Planı (2026–2035), Türkiye’nin önümüzdeki dönemde suyu nasıl yöneteceğine dair önemli bir çerçeve ortaya koyuyor.
Bugün Türkiye’de kullanılan suyun yaklaşık y’u tarımda kullanılıyor. Yani suyu konuşuyorsak aslında tarımı konuşuyoruz. Dünyaya bakıldığında da benzer bir tablo görülüyor. Küresel ölçekte çekilen tatlı suyun yaklaşık p’i tarımda kullanılıyor. Ancak farkı yaratan suyun ne kadar kullanıldığı değil, ne kadar verimli kullanıldığı.
Aynı Su, Farklı Verim
Asıl dikkat çekici nokta verimlilik tarafında ortaya çıkıyor. Tarımda suyun verimliliği ülkemizde yaklaşık R seviyesinde. Yani kullandığımız suyun neredeyse yarısı daha bitkiye ulaşmadan kayboluyor.
Modern sulama teknolojilerinin yaygın olduğu ülkelerde verimlilik e–80 seviyelerine ulaşabiliyor.
İsrail’de damla sulama ve geri kazanılmış su uygulamalarıyla u–90, İspanya ve İtalya’da modern basınçlı sistemlerle `–75, ABD ve Avustralya’da sensör destekli sulama uygulamaları ile e–85, Hollanda’da ise yüksek teknoloji seracılık sayesinde ’in üzerine çıkılabiliyor.
Buda aynı suyla daha fazla üretmek anlamına geliyor.
Bugün birçok çiftçi hâlâ toprağa bakarak sulama kararı veriyor. Oysa kapalı sulama sistemleri, damla sulama ve sensör destekli uygulamalar sayesinde bitkinin gerçekten ne kadar suya ihtiyaç duyduğu ölçülebiliyor. Su doğru zamanda verildiğinde hem verim artıyor hem maliyet düşüyor.
Su Sadece Teknik Bir Konu Değil
Çünkü su meselesi sadece teknik bir konu değil, aynı zamanda bir kültür ve bilinç meselesi.
Aslında bu hassasiyet bizim kültürümüzde de var. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), bir sahabeyi abdest alırken gereğinden fazla su kullandığını görünce şöyle........
