Yalanın ve talanın imparatorları
Yalan; hakka, hakikate ve adalete başkaldıranların bitmez tükenmez sermayesidir. İşgal, istila ve talan ettikleri topraklarda kurdukları devletler ve inşa ettikleri medeniyetler; gökdelen kazıklar üzerine oturtulmuş, ruh dünyası çökmüş çağdaş harabelerdir.
Amerika, İngiltere, Fransa gibi bize “özgürlükler ülkesi” diye devletler, aslında köle tüccarlarının kan, kin ve kelle üzerinde kurdukları zulüm imparatorluklarıdır.
Mayaları nefretle yoğrulmuş bu toplumlar, aç kaldıklarında birbirlerini yiyen vahşi hayvanlara benzer. Karınları doyunca azgınlaşır, şirretleşir; hiçbir ahlaki, hukuki değer ve ölçü tanımadan zayıf ve güçsüz toplumları sömürerek semirirler. Sömürdükçe azgınlaşır tüm insani sınırları çiğneyerek isyan ve tuğyanın bayraktarlığını yaparlar.
Kuruluşları zulüm, işkence, soykırım ve sömürüye dayalı bu ülkelerin düzenleri, tarihte olduğu ve Kur’an’da da birçok örnekleri verilen batmış kavimler gibi bugün de atalarının izinden giderek yeryüzünde fitne çıkarıyorlar. Yandaşlarıyla birlikte zulmün kara bayrağı altında dünyayı mazlumların hapishanesi ve işkence yurdu haline getiren Nemrut ve Firavun’ un çağdaş temsilcilerini yapıyorlar.
Bunların dostlukları, müttefiklikleri, dayanışmaları ve anlaşmaları tepeden tırnağa yalanla mayalanmıştır. Yedikleri, içtikleri, söyledikleri, vadettikleri; dostlukları ve müttefiklikleri külliyen yalandır.
Bu azgınlık içinde yaşayan toplumların ve devletlerin ne siyasetine, ne........
