Ekrem davasının sanıkları da benzer karara hazır olsunlar
Asrın rüşvet davasının öncüsü karara çıktı.
Ekrem İmamoğlu bu davada sanık değildi..
Onun çırağı konumundaki Rıza Akpolat baş sanık idi.
Rüşveti veren Aziz İhsan Aktaş, etkin pişmanlıktan yararlanmak istediğini beyan etti.
Rıza Akpolat da aynı talepte bulunabilirdi.
Belki tehdit altında olduğu için, belki başka sebeplerle, çok konuşuldu ama, etkin pişmanlık dilekçesi vermedi.
Rıza Akpolat’a, 86 yıl isteniyordu..
25 yıl ile paçayı kurtardı..
Tabii, karar henüz kesinleşmedi. İstinaf veYargıtay aşamalarında, daha düşük ceza da gündeme gelebilir..
Savcının itiraz etme ihtimalinde, miktar daha da artabilir..
Kararın en ilginç noktalarından birisi, örgüt suçlamalarının ispat edilemediği noktasındaki tespit..
Gerçekten de, emir komuta zinciri içersinde bir örgüt yapılanması ve bu çerçevede rüşvet verilmesi ve alınması, örgüt niteliğini de içerecek şekilde kesinliğe kavuşmadığı kanatine varılmış olmalı ki, tüm sanıklar için örgüt suçlamasından beraat verildi..
Ama kararın daha da ilginç olan yönü ise, verilen rüşvetlerin tespitinde, itirafları ile mahkemeye yardımcı olan Aziz İhsan Aktaş’ın, herhangi bir ceza almaması..
Bunun gerekçesi de, etkin pişmanlık talebinde bulunmuş olması..
Biliyorum, bugün Ekrem İmamoğlu’nun fonladığı gazeteler, “Bu nasıl iş, örgüt beraat. Ama rüşvet mahkumiyet” diyecekler.
Her rüşvet davasında, bir örgüt olması şart değil..
Bazen örgütlü olarak rüşvet suçu işlenebilir.
Bazen de örgütsüz olarak..
Bu konuda, kimsenin eleştirisi, hukuk önünde karşılık bulmaz.
Ama, “Rüşvet veren beraat etti. Alan ise mahkum oldu” denilecek olursa..
Burada öncelikle şunu hatırlatmamız lazım..
Bizim dinimizde, rüşvet alan da veren de melundur..
Günümüz ceza hukuku sistemlerinde ise, rüşvet verme de alma da, standart şekilde cezalandırılmıyor. Farklı uygulamalar var..
Türkiye’deki uygulamada ise, rüşvet veren ve alan arasında bir fark gözetilmiyor..
Somut davadaki ihtilaf, etkin pişmanlık........
