menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Mesele fırsat değil, fırsatla değişmemektir!

23 0
27.03.2026

“Dünya tatlı ve çekicidir. Allah sizi onda halife kılmıştır; nasıl davranacağınıza bakacaktır.” (Müslim, Zikir 99)

İnsan en çok ne zaman değişir biliyor musunuz?

Yasak kalktığında değil…

Elini bağlayan zincir çözüldüğünde değil…

Önüne kapılar açıldığında değişir.

Dün “olsa da yapmam” diyen nice insan,

bugün “fırsat bu fırsat” diyerek yapabiliyor.

Dün adalet konuşan dil,

bugün imza atarken susabiliyor.

Dün makamı eleştiren yürek,

bugün makamın gölgesinde kaybolabiliyor.

Demek ki mesele bilgi değil…

Eline fırsat geçince değişmeyen kaç kişiyiz?

16 Şubat 2026 tarihli yazımızda açıkça söylemiştik: “Yasakla direndik, imkânla savrulduk.” İşte bugün tam da o sözün içindeyiz.

Dün yasakla sınanıyorduk, bugün imkânla sınanıyoruz.

Çünkü imtihan yoklukta değil, imkân geldiğinde başlar.

Asıl mesele de sahip olduklarımız değil; onların bizi neye dönüştürdüğüdür.

İmkânı olmayan insan, eleştiride cömerttir:

“Koltuğuna güveniyor…”

Ama ne zaman ki eline imkân geçer, aynaya bakma vakti gelir.

dün eleştirdiğinden daha sertleşmiş,

dün kınadığını daha hoyratça yapar hâle gelmiş.

Biriktirmeye doyamaz,

hakkı çiğnemekten çekinmez,

ahlâkı ikinci plana atar.

Yargılamak Kolay, Yükü Taşımak Zor!

Makamı olmayan, makam sahibini eleştirir:

“Telefonuma çıkmadı…”

“Kapısında bekledim…”

Ama aynı insan bir gün o koltuğa oturduğunda,

dün şikâyet ettiği ne varsa aynısını yapmaya başlar.

Dün yol arkadaşıydık…

aynı sofrada oturduk…

aynı dava için yürüdük…

Sonra bir yetki geldi…

Üstad Necip Fazıl’ın veciz ifadesiyle:

“Makam adamı büyütmez; adam makamı büyütür.”

Adam küçülürse makam da küçülür.

Adam bozulursa makam da kirlenir.

Değerli dostum rahmetli Sosyolog Ekrem Berber kardeşimin şu sözü kulaklarımızda küpe olmalı:

“En iyi Müslüman, eline fırsat geçmeyen Müslümandır.”

Ağır bir söz… ama hakikatin kendisi.

Çünkü imkân yokken mütevazı olmak kolaydır.

Güç yokken adil görünmek kolaydır.

Mal yokken cömert görünmek kolaydır.

Ama imkân geldiğinde…

işte imtihan orada başlar.

Burada ince bir denge vardır kardeşlerim…

henüz sınanmadıkları bir konuda hüküm verirken dikkatli olmalı.

Çünkü imtihan görmeden kahraman olmak kolaydır.

Belki de eleştirdiğimiz kişi, biz onun yerinde olsak altında ezileceğimiz bir yükü taşıyordur.

İmkân sahibi olanlar da

eleştiriyi düşmanlık olarak görmemelidir.

Çünkü uyarı rahmettir, hatırlatma nimettir.

Güç arttıkça körlük artabilir…

imkân büyüdükçe kalp daralabilir…

İmkânı olmayan diline hâkim olacak

İmkânı olan nefsine hâkim olacak

Biri adaleti konuşurken merhameti kaybetmeyecek,

diğeri gücü kullanırken tevazuyu bırakmayacak.

İşte Müslümanın orta yolu budur.

Resûlullah (s.a.v.) buyuruyor:

“Hepiniz çobansınız ve hepiniz güttüklerinizden sorumlusunuz.”

(Buhârî, Ahkâm 1; Müslim, İmâre 20)

Koltuk şeref değil, sorumluluktur.

Mal güç değil, emanettir.

Yetki ayrıcalık değil, hesaptır.

“İnsan kendini yeterli gördüğünde azgınlaşır.” (Alak 6–7)

İnsan kendini muhtaç hissettiği sürece haddini bilir.

Ama “artık yeterliyim” dediği an sınırlar aşınmaya, Hududullah aşılmaya başlar.

Dün “ben de bir kulum” diyen dil,

bugün “ben bilirim” demeye başlar.

Dün Rabbine yaslanan kalp,

bugün makamına, gücüne, imkânına yaslanır.

Azgınlık bir anda patlamaz;

yavaş yavaş büyüyen bir “ben oldum” hâlidir.

İnsan kendini yeterli gördüğünde,

artık hesaba göre değil, keyfine göre yaşamaya başlar.

adalet yerine konforu seçer.

Savrulma işte tam burada başlar.

Yasak zamanında direnen çoktur…

fırsat zamanında direnebilen azdır.

Yoklukta sabreden çoktur…

varlıkta nefsini dizginleyen azdır.

Asıl yiğitlik meydanda değil; makamda belli olur.

Asıl iman sözde değil; yetki geldiğinde ortaya çıkar.

Bir gün Allah bize imkân verirse…

O imkân bizi büyütecek mi,

yoksa içimizde sakladığımızı mı ortaya çıkaracak?

Imkânla imtihan edildiğinde savrulmayan,

makamla sınandığında değişmeyen,

fırsatla karşılaştığında nefsine yenilmeyen kullarından eylesin.

Çünkü hakiki Müslüman;

fırsat bulamadığı için değil,

fırsat bulduğu hâlde bozulmadığı için kıymetlidir.

Bu vesileyle, bu mübarek Cuma gününde başta Rahmetli Sosyolog Ekrem Berber kardeşim olmak üzere, ahirete irtihal eden tüm büyüklerimize, akrabalarımıza ve dahi dostlarımıza Rabbimden rahmet niyaz ediyorum.

Mekânları cennet, makamları âli olsun.

Hayırlı Cumalar diliyorum.


© Haber Vakti