Bilinçaltınızı kirletmeyin!
İnsan, şahit olduğu her olaydan ya ibret alır, ya da örnek alır. Duygularımız ve düşüncelerimiz de buna göre şekillenir. Sadece şahit olduğumuz olaylar değil, çevremizdeki insanların, yaşadığımız yerlerin, okuduğumuz kitapların, izlediğimiz yayınların, duyduğumuz sözlerin ve internette gördüğümüz paylaşımların çoğu bilinçaltımızda yer edinir. Televizyonda ve sosyal medyada izlediğiniz ve paylaştığınız içeriklerle beyninizin ne kadar "meşgul" tutulduğunu, bilinçaltınızın nasıl "işgal" edildiğini anlayabiliyor musunuz?
Mesela insan beyni hikâyeye karşı savunmasızdır. Birisi size "geçen gün bizim mahalleye bir adam geldi" diye bir hikâye anlatmaya başlasa sonuna kadar dinlersiniz. Çünkü beyin "meşgul" tutulmayı çok sever. Bilmediğiniz hikâyeler gündelik hayatınızdan uzaklaşmanıza sebep olduğu için zihninizi esir alarak beyninizi uyuşturur. Kökü dışarıda olan sosyal medyanın algoritma yapısı da bu şekilde tasarlanmıştır. Bu yüzden sosyal medyada gördüğümüz her içeriğe karşı "seyirci" olmamalıyız. Bilhassa bu konuda "seçici" olmalıyız.
Türkiye'de ne yazık ki gerçek anlamda yüzde yüz "yerli ve milli" diyebileceğimiz bir data merkezimiz yok, yedekleme sistemimiz yok, işletim sistemimiz yok, milli güvenlik yazılımımız yok, bir arama motorumuz yok, bir yapay zekamız yok, chip üretimimiz de yok. Yeraltında korunması gereken veriler ve ağ bağlantıları için fay hattının yakınına bilişim vadisi kurulur mu? Dijital anlamda bu kadar savunmasız bir ülke sadece "kişisel verilerin korunması" ile ilgili çıkartılan yasalar ve yönetmeliklerle korunamaz.
Geçenlerde yapay zekâ tabanlı kimlik doğrulama hizmeti veren "IDMerit" isimli şirket, Türkiye'nin de içinde yer aldığı 26 ülkeden 1 milyar vatandaşın kişisel........
